Yumruk farkı

Meclis’te ayakta oy kullanmasına rağmen, Başbakanla görüşmesini yatar pozisyonda sürdürürken çekilen resimleri ilgili gazetelere servis edilen AKP hükümetinin bakanı sayın Yıldız’ın burnu bandajlı resimlerini görünce, ister istemez insanın aklına Türk siyasetindeki “Burun-Yumruk” ilişkileri geliyor. Tabiki bu ilişkinin en ünlüsü Mesut Yılmaz posterleri siyasi hafızaların birinci sırasında.

Saklanamadığı için açıklanmak zorunda kalınan burnuna yumruk yemiş Mesut Yılmaz resimleri ile Bakan Yıldız’ın resimleri arasında bir fark yok. Yani burunlarının bandajlanması açısından. Yakalayan kamera donatımlarıyla ve toptan aşı tedbirleriyle ünlü Sağlık Bakanı’mıza sormak lazım: “Tıp burna bandaj konusunda hiç mi ilerleme yapmadı?”

“Şartlar oluştuğunda ihtilal meşru olur” diyen İnönü’nün kahinliğini ispat ve gerekli meşruiyeti sağlamak için bizzat CHP’lilerin el verdiği “Taş atma” eylemini ve Demirel’li 28 Şubat ekibi daha hazır olmadığından Turgut’la devam kararı alanların ANAP’ın yok olmasını önlemek için uygulamaya koydukları “Parmağa kurşun” olaylarını saymazsak, pazarlanması kötü yapılmış bir yumruk yemiş Demirel resmi de vardır, unutulan günler arasında..

Ürkütülen kurbağa hesapları üstüne kurulduğunu düşünüğüm “yumruk”ların en çirkini/korkuncu Bakan Yıldız’dan bir önceki hadise, Ahmet Türk’e Samsun’da yapılan menfur saldırıdır. Ki bu ülkenin insanlarının basireti, feraseti hesapçıları yanıltmıştır.

Rahmetli Hamid Fendoğlu’nu (Hamido) gelini ve torunlarıyla birlikte katleden bombadan hemen sonra, aynı şehrin birkaç postacısının da aynı usulle katledilmesinin arkasına saklanarak, “olur böyle şeyler” basitliğini yaşayan politikacının bu ülkede “umut” olduğunu bilmeyen mi var?

Bakan Yıldız’ın dengesiz birinden yumruk yemesinin bir dengeleme olmadığını düşünerek, Ahmet Türk’e saldırı olayı ile TV haberlerinde gördüğüm birkaç sahnenin tekrar hatırlanmasını istiyorum.

Failin garson olarak çalıştığı işyerinin patronunun, “Daha ne yapacaktı? İyi yaptı!” veznindeki konuşmasıyla, bizzat babasının destek veren tavırları, şöyle bir ihtimal getiriyor gözler önüne: Fail kendini sürekli aşağılayan, “Sen adam olmazsın” muamelesi yapan iki yakını, patronu ve babasına kendini ispat etmek, onlardan aferin almak için böyle bir eylem yaptı. Gerçek bu ise ve arkada kimseler yoksa, devletin ilgili güçleri patron ve baba pozisyonundaki vatandaşlarımızla özel ilgilenmeli ve onları tedavi ettirmelidir. Siyasetçileri saldırılardan korumaya yönelik koruyucu hekimlik tedbirleri yani..

Lakin şapka meselesi bu tezimizi, yani aşağılık kompleksiyle kıvranan milliyetçi çocuk tepkisi tezimizi zayıflatıyor. O şapka o failin hep başında mı idi, yoksa o gün için mi giydi/giydirildi? Tedbir işine benzediği bizim yanlış algımız olmasa gerek.

Demirel’in ve Mesut Yılmaz’ın yumruk yemelerini önemsememiş ve duruşunu bozmamıştı bu ülkenin insanları. Kim Ahmet Türk olayı ile ilgili değişiklikleri ve gelinen noktayı göstermek istedi bu ülkenin insanlarına? Bu soruya cevap arayalım!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*