MÜSİAD kongresinde dediğini yaptırmış AKP hükümetinin başbakanı. ASKON Kongresi’nden yaralı ya… Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un konuşmasına yeterli cevap yetiştiremediğinden… IMF’ye şartsız bağlılığı, tamam antlaşma yapmıyoruz efelenmelerinin etkilemeyeceğini kim bilmez bu ülkede?
TUSKON’da yalnız konuşarak kendini tatmin eden sayın Başbakan, MÜSİAD Kongresi’nde programı altüst etmiş: Benim vaktim yok. Numan Bey’in konuşmasını bekleyemem. Önce ben konuşup gideceğim.
Neden olmasın sayın Başbakan. Sizin dediğiniz olsun. Çünkü hükümet senin hükümetin. Biz her ne kadar müstakil işadamları olsak da…
Önce konuşmak, sonra konuşmak; cevap vermek ya da vermemek değil mesele. Önemli olan saygı ve karşındaki kurumu olanca şahsiyetiyle kabul etmektir. İşte sayın Başbakanın yapamadığı budur. Lakin küçükken çok şikayetçi olurdu böyle durumlardan. İnsan büyüyünce unutkanlıkları da büyüyormuş.
MÜSİAD şunu diyebilir mi idi: Sayın Başbakan programı yaptık ve açıkladık. Davet ettik, gelir konuşursanız şeref verirsiniz. Programımızda bir değişiklik yapmamızı istemeyin lütfen. Yoksa biz de biliyoruz, konuşacağınız çok genel kurul ve tv kanalı olduğunu…
Böyle deseler ne mi olur, diyor sunuz? MÜSİAD şahsiyetini korumuş olurdu. Ve gerçekten MÜSİAD olurdu.
Başka? Bir daha ki kongreye davet edildiğinde Sayın Başbakan’ın muhalfarz şöyle bir istekte bulunması önlenmiş olurdu: Amuda kalkarak karşılamazsanız gelmem; çok çok alkışlama garantisi vermezseniz konuşmam…
Elbette bu fakirin MÜSİAD üyelerinden daha bilgili ve cesur olmak gibi kabiliyeti ve parası, dahası onlara akıl vermek gibi bir iddiası da yok. Sadece ve sadece kurulduğunu duyduğunda ve adlarını her duyduğunda bir ümitle sevindiği kurumların “Hayır” deme haklarını kullanmamalarına üzülür.
Bu ülke insanlarının çok sevdiği başbakanlardan Menderes’in bir İstanbul’a gelişinde (kaza sonrası mı idi?) karşılamacıların arasına katılmaz İstanbul Müftüsü. Sorulduğunda da cevabı net ve şahsiyetlidir. Dini etiketli haham ve başpiskopos kendi kılık kıyafetleri ile katılıyorlarken,bana neden yasak cüppe ve sarık?
O günlerde cep telefonu, internet gibi teknoloji harikaları olmadığından, kulaktan kulağa aktarılan bu gibi efsanevi hikayeler insanımıza hep ayaktayız, canlıyız ve hayallerimiz var, duygularını yaşattığındandır, MÜSİAD’lı günlere ermemiz.
Sapı bendendir deyip baltaya karşı koymayan orman kabulü bize örnek olmamalıdır. Sapı bizden olanların ağızlarının IMF/ABD/AB/ gibi yerlerde keskinleştirildiğini görmemek/görmemeyi istemek bizi ve emeğimiz/gözbebeğimiz kurumlarımızı bozmaz mı?
Mesuliyet hesaplaşma gerektirir!
Bir yanıt bırakın