Ünlü bir işadamımız Çağdaş Sanat Eserleri Müzayedesi’nde satılan “Mavi Senfoni” isimli eseri 2.2 milyon Türk Lirası vererek satın almış.
Ne güzel!
Lakin benim aklıma takılan bazı sorular var. Satılan tabloya çağdaş sanat eseri denmesi ve satıldığı müzayede adının çağdaş etiketli olması, satış fiyatı üzerinde ne kadar etkili olmuştur? Ayrıca tablonun adının senfonili olması, alıcı işadamlarını cezbetmek için mi düşünülmüştür.
Hani 9. Senfoni’yi dinlediğinde Sayın Demirel oturduğu yerden kalkıp bağırmıştı: İşte, Çağdaş Türkiye! Yani işadamlarımız hala kurtulamamışlar mıdır; çağdaşlık, senfoni, 28 Şubat, Demirel, fişinden belli olur kişi sendromundan?
Olayla ilgili olarak gazeteler aydınlatmaya devam ediyorlar: Osmanlı dönemini yansıtan en önemli eserim, demiş tabloya emek veren ressam bey. İyi ama Osmanlı dönemi ne kadar çağdaş? İkincisi Osmanlı’nın hangi döneminde senfoni çalındı da, Demirel gibi biri kalkıp bağırdı? Bu köşeler de aydınlatılmalıdır.
Eserin adı mavi saz semaisi veya yeşil ney taksimi olsaydı, 2,2 milyon Türk Lirası sayan işadamımız orada olacak ve tabloya bakacak mı idi? “Böyle bir dönemde bu tabloyu kim aldıysa helal olsun. Alkışlıyorum.” Demiş sanat piyasasının duayenlerinden biri. Böyle bir dönem derken, anlatmak istediği ne? Çağdaş senfonili dönemle, çağdaş tablolu dönemin farkı ne?
Bu soruyu Sayın Demirel’e sorsak ki Antalya’da sanayiciler toplantısında bir cevap verdi. “Korkulu günlere geldik” dedi. Ben öyle duydum.
Ne demek, korkulu günlere gelmek? Domuz gribi salgını denen hastalık Sayın Demirel’i bu kadar korkutmuş olabilir mi? O bir tek ihtilallerden korkmuştu ve şapgasını alıp gitmişti. Binaenaleyh şimdi gidecek yeri mi yok?
Hem sonra Sayın Demirel domuz bağı cinayetlerinin devrinde hüküm sürmüştü. Domuz gribinden mi korkacak? Binaenaleyh Sayın Demirel’i fevkalede korkutan ne? Domuz bağlarının üzümünü yiyenlerle irtibatı mı koptu, epeydir? Heberal-amıyor mu?
“Bu kadar parayı veren kişi, bu resmin değerini iyi biliyor. Sanattan anlıyor.” Demiş gazete haberlerindeki sanat dünyasının duayeni. Anlayan lütfen beri gelsin. İnsan 2,2 milyon Türk Lirasını bilmediği/anlamadığı bir şey için harcar mı? Dosyasına, “tablosuna kadar çağdaş” kaydı düşürmek aşkı için o para gözden çıkarılabilir mi?
Bir soru daha geliyor aklıma. 2,2 milyon Türk Lirası verilen resmin çağdaş sanat ürünü olsa da içeriği/muhtevası Sultanahmet Camii’nin içini göstermek üstüne imiş. Umarım tabloyu alan ünlü işadamımız için bir handikap olmaz bu durum. Çağdaş çevreler, çağdaşlık üzerine yorum yaparlarken ve çağdaşlık alıp satarlarken tablocu işadamımızı cami ile irtibatlandırıp, hayallerine su dökmezler umarım. Yani umalım ve 2,2 milyon Türk Lirası çağdaşlığa helal olsun diyelim.
Bir yanıt bırakın