Aşı, kimin aşıdır?

Kral, patlıcanı över: “Ne güzel bir sebzedir şu patlıcan!” Soytarı tasdik etmekte gecikmez: ” Öyledir efendim. İsabet buyurdunuz. “Kralın patlıcanı beğenmediği gün olmaz mı? Olur. “Nasıl bir sebzedir şu patlıcan? Kim beğeniyor bunu?” Durumdan vazife çıkarır soytarı: “Haklısınız efendim. Patlıcanı beğenenin aklına şaşmak gerek.” Kral onaylanıyor olmaktan hoşnut olmaz. Azarlar soytarıyı: “Daha önce patlıcanı övüyordun ama…” Balans ayarcısı pozundaki soytarı da bir gurur, bir övünme.. “Ben sizin kadrolu soytarınızım efendim. Patlıcanın değil.”

Domuz gribi aşısı olmayacağını söyleyen Başbakan Erdoğan’ı haklı bulan ve öven Sağlık Bakanlığı bürokratlarını dinlerken tv kanallarında, ilgisi olmasa da bu fıkra aklıma geliverdi.

Bu ülkenin sayın Sağlık Bakanı günlerdir domuz gribinin toplu ölümlere sebep olacağını söyleyerek kırk milyon adet aşı satın aldıklarını propaganda ederken, sayın Başbakan’ın ona “sus” demesinin altında yatan gerçeği merak etmez mi bu ülkenin insanları?

Başbakan neden toplantılarında karşılaştıklarında veya telefonda bakanına aşı olmayacağını söylemedi de tv kameraları karşısında uyarmak zorunda hissetti kendisini?

Başbakan, domuz gribi aşısı propagandası yapılırken bu ülke insanlarına yönelik bir saygı eksikliği mi hissetti? Ki cesaretlendirmek için halkını, tv kameraları karşısında o bilinen Kasımpaşalı üslubunu çağrıştırarak “Hayır, ben olmayacağım” dedi?

Bunları bilmek hakkımız.

Bu ülkenin kayıt altına alınmış ve sürekli kontrolü sağlanmış yegane gideri, “devletin ilaç masrafları” olmasına rağmen, neden Sağlık Bakanımız ve sayın bürokratları “Eczacı”nın vazgeçilmezliğini kabul etmekte güçlük çekmektedir? Kaç yıl oldu, hala anlaşılmış değil.

Bu ülkede hastalık ve hasta sayısı nüfus artışından bağımsız olarak artmaktadır, gerçeğini göz ardı etmeden düşünüldüğünde, giderin sorumluluğuna Eczacı’yı monte etmek çabasından neden bir türlü vazgeçemiyor, “Eczacı’yı eczacıdan çok düşündüğünü” beyan eden yetkili bürokratlar?

Bunları da bilmeliyiz.

Hasta ve hasta yakınlarının en yakınında bulunan Eczacı’yı, domuz gribi salgını tehlikesinde görevli kılmayan Sayın Bakanımızın, termal kameraların yakalayıcılığına daha fazla inanması mıdır, halkımızın ve sayın Başbakan’ın nezdinde az inandırıcı bulunması? Bunlar da hesaba katılmalıdır.

Gelmesi beklenen bir grip salgınına karşı yakalayıcılığı kandırmaca kamera masraflarını, ülkedeki insan sayısı kadar alındığı/alınacağı söylenen aşı masraflarını hergün propaganda ederek halka değer verdiğini vurgulamak isteyebilir bir hükümet görevlisi. Lakin onunda bir üstü çıkar, itiraz ederse mevcut duruma, yapılacak olan insanımızdaki “kafa karışıklığına” bir son vermektir. Bu ise korkutmakla olmaz. İnsanlara, mesleklere ve edinilen bilgilere saygı duymakla olur. Bu ülkenin eczacıları da ister kendilerine düşen payları bu saygıdan. Haklarıdır çünkü.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*