Bu ülkenin benim gibi orta yaş sınıfına ermiş çocukları sekiz Cumhurbaşkanı gördük. Çankaya köşkünde. Bayar, Gürsel, Sunay, Korutürk, Evren, Özal, Demirel ve Sezer. İnönü’yü de Meclis’te ihtilal sonrasının başbakanı olarak biliriz.
Onbirinci Cumhurbaşkanımızı seçeceğimiz şu günlerde tartışmanın özü şu mudur acaba? Sayın Gül nasıl bir Cumhurbaşkanı olacak? Hangi gruba yakın olacak? Birinci’nin grubuna mı, yoksa sayısal üstünlüğü elinde tutan ikinci’nin grubuna mı?
Birinci: Mustafa Kemal Atatürk. İkinci: İsmet İnönü.
Demirel Çankaya’ya çıkma hazırlığı yaparken konuk edildiği bir tv programındaki tavrı ve konuşması, beni, bu ülkede az bilinen bir gerçeğin olduğu noktasına götürdü.
Beşyüz günde bu ülkeyi kurtarmak için yola çıkmış Demirel, bizzat İnönü’nün oğlunun partisiyle ortaklık yapmış olmanın yeterli olmayacağını görmüş ve değerlendirme merkezine ünlü mesajını göndermişti. Ben İsmet Paşa hayranıyım!
Siyaset meydanında onun (İsmet Paşa’nın) bir oy daha eksik alması için mücadele vermiş bir parti genel başkanı, oyunu aldığı kitlelerden nasıl da saklamıştı bu özelliğini!
Ve bu ülkenin insanları Demirel’in son söylediklerinin doğru olduğunu anladıklarında kanamayan hiç bir organları, tatmadıkları acı türü kalmamıştı.
Rahmetli Ayhan Songar’ın işte Demirel’in gerçek yüzü dediği bu noktada birinciler ve ikinciler farklılığı gelmişti aklıma Demirelli o sıkıntılı günlerimizde.
Birinciler: Mustafa Kemal Atatürk, Celal Bayar, CevdetSunay, Fahri Korutürük.
İkinciler: İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Kenan Evren, Turgut Özal, SüleymanDemirel, A. Necdet Sezer.
Onbirinci Cumhurbaşkanımızın birincinin grubuna dahil olmasını gönülden arzu eder bu ülkenin insanları. İsmet Paşa hayranlığı üstüne kurulan icraatların çok yorduğunu ülkemizi görmemek mümkün mü?
Yorgunluk, veda etmeye hazırlanan Sayın Sezer’in yüzüne de yansımıyor mu? Halbuki o, birkaç gün önce ortaya çıkarılan ve aynı karede iki Cumhurbaşkanı cümlesiyle lanse edilen fotoğrafta bugününü anlatıyor gibi duruyor: Ülkede ihtilal olmuş, Yassıdaa kurulmuş, kurucu meclis, darağaçları vesaire. El örgüsü kazaklı genç Sezer’imizin yüzünde ise acının izi yok dememek için biraz uğraşmak gerek. Seçilmeden yayınlansa idi o resim ne değişirdi bu ülkede? Ya da seçicilerin iç dünyalarında değişir mi idi bir şeyler?
Birinciler grubuna yakın/birinciler grubundan olan bir adayımız var bugün. Bu ülkeye hayırlı olsun.
Bir yanıt bırakın