“Dağdan insinler, ovada dursunlar” söylemi ile çıkış yaptığı iddia edilen DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar kendine inanmıyor olsa gerek ki, gitmiş, kimin kapısını çalmış biliyor musunuz?
Mesut Yılmaz’ın!
Yüce Divan’da yargılanıp kararına zaman aşımı olmasaydı hapse girmesi gerekirdi, yazılan Mesut Yılmaz’ın…
Bu ülke bu kadar mı devlet adamı yokluğu çekiyor? Yoksa tencere yuvarlanarak kapak mı arıyor?
Ağar’dan ümitli olmak gibi bir hüküm çıkarmasın hiç kimse. Biz Ağar’ı da biliriz, Ağar’ın ağa’sını da..
Bir otogar simsarı gibi başörtülüler şuraya gitsin, bunlar oraya gitsin diyerek yolgöstericiliğe kalkan Ağa’dan, bunca yıl sonra hâlâ etkileniyorsa Mehmet Ağar ve kendisi bizzat ve şahsen Mesut Yılmaz’dan medet umuyorsa, bu ülkede AKP-Kartel medyası birlikteliği işi götürüyor demektir.
*
Bir ülkenin şehirlerinde yaşanan kapkaç hırsızlık, çeteleşme haberleri hergün artarak haber oluyorsa gazetelere, o ülkenin geleceği aydınlıktır diyebilir miyiz?
Birkaç yıldır Ecevit affı da olmadığına göre ve emniyet teşkilatımız hergün birkaç tane çeteyi yargı önüne çıkardığına göre, bu ne azalmaz “hırsızlık” potansiyeli imiş ki; ülkemin üstüne kara bulut gibi çöküyor?
Önce ahlak ve maneviyat, diyen politikacının haklılığının şimdi daha iyi anlaşılması, umarız çareyi başka yerlerde/adreslerde aratmaz insanımıza.
Habere bakın: Son bir ay içinde İstanbul’un bir ilçesinin üç okulundan 75 adet bilgisayar çalınmış.
Bu ne vurdum duymazlıktır, görmezden gelmektir? Herkesin elinde kamera görevi de yapan cep telefonları da varsa ve bilgisayar denilen aletler cebe sığacak kadar küçük değilse ve nakliye araçları ile ancak taşınabilinecekse… En önemlisi, öğrencilerin bilgisayarlarını çalacak kadar azmışsa insanımız, çare tektir: Önce ahlak ve maneviyat!
Bir yanıt bırakın