“Bu öğretim üyesi bizden önceki yönetim sırasında profesör olmuştur.”
Atilla Yayla linççilerinin hücum cümlelerinin en acısı, G.Ü Rektörü Kadri Yamaç’ın söylediği bu cümle olmalıdır.
Acı, çok acı…
Bu öğretim üyesi, bizim haberimiz olmadan doğmuştur… Ne farkı var!
Bizim profesör yapma stilimiz, usulümüz, şartlarımız çok farklıdır, vurgulamasını ilan etmek için dünyaya, niçin medyanın linç girişimini bekledi Sayın G.Ü Rektörü? Atilla Yayla gazetelere yazıyorken, TV’lerde konuşuyorken, niçin çıkıp söylemedi?
Biz yapmazdık ama bizden öncekiler yaptı.
Linççi kartel medyasına yol gösteriyor G.Ü rektörü; öncekilerden duyduğu rahatsızlığı da gidermiş olacak böylelikle. Bir taş, birkaç kuş.
Bakarsınız öncekiler dünden hazırdır, linççi medyada boy göstermeye: Halbuki bize böyle konuşmayacağına dair iki gözüm önüme aksın diye yemin etmişti.
Hayır, hayır! Öncekiler olarak suçlananlar şimdikiler kadar korkak olamazlar.
Panelistlerin söyledikleri sözlerin sorumluluğunu almayız” demiş, Atilla Yayla’yı davet eden AKP Gençlik Başkanı. Hayret! Çağırdıkları panelistlerin ellerine hazırladıkları standart ve kartel medyasından onaylı konuşma metinleri verirler bundan sonra, olur, biter…
İl başkanı ne demiş, ya da ne yapmış davetçi AKP’nin? Atilla Yayla’nın sözlerini dehşetle izlemiş demiş ve hemen salonu terk etmiş. Allah, Allah! Kendini kurtarmış garibim, diyemezsiniz. Çünkü il başkanı o. Salondakiler ne olacak? Linççi kartel medyası yetişene kadar Atilla Yayla’nın insafına mı terkedilecekler? Ambulanslara telefon etseydi bari.
Geçmişi özlemek yaşımızla ilgisi olmasa gerek. Seksen öncesi yılları yaşarken, ikibinli yıllarda arayacağımız hiç aklımıza gelmezdi. O günlerde daha bir özgür mü idik, yoksa kartel medyası 28 Şubat terbiyesinden geçmediği için insanlara daha mı saygılı idi?
Dünya üniversiteleri sıralamasında ilk beşyüz içinde niçin olmadığı sorusuna cevap arayanlar, linççi kartelcilerinin yönlendirdiği rektörlerimize ve onların YÖK’üne bir daha baksınlar. Belki görürler!
Bir yanıt bırakın