Dünya üniversiteler sıralamasında ilk beşyüz üniversite arasında olmayan ülkemin üniversitelerinden birinin rektörü, SayınCumhurbaşkanı’mızın da hazır bulunduğu açılış töreninde konuşmuş. Neler neler konuşmuş? Yönettiği üniversitenin dünya üniversiteler standardının çok üstünde bir üniversite olduğundan ilk beşyüz sıralamasına girmediğini, dolayısıyla hiç üzülmediklerini…
Yönettiği üniversitenin “buluş”lar rekoru kırdığını, bilimsel yayıncılıkta lider olduğunu, tercüme bürosu gibi çalışmadıklarını…
Yönettiği üniversitenin mezun vermenin dışında, ülkemize yaptığı katkıları örnekleyerek anlattığını…
Düşünebilirsiniz.
Evet, evet bunları konuşmuş olabilir. Fakat gazeteler böyle yazmadılar. Şak şakların gölgesinde “bir parti başkanı” gibi konuştuğunu yazdılar.
Bir parti başkanı gibi konuşmak nasıl bir şeyse ve bu ülkenin nasıl bir ihtiyacı ise artık.
Ne demiş Sayın ODTÜ rektörü?
Ülkemin bazı yerlerinde “şeriat özlemlerini gerçekleştirme yolunda engel tanımaz hale gelenler varmış.”
Allah, Allah!
Bu ülkenin yasaları ve yasa uygulayıcıları yok mu imiş? Veya görevlerini yapmıyorlar mı imişler, eksik mi yapıyorlarmışlar?
Sayın rektör bu konuda “muhbir”liğini yapmış da netice mi alamamış?
“Hiç kimse sabrımızın sınırını zorlamaya kalkışmamalıdır” da demiş ODTÜ’nün rektörü.
Ne yaparmış acaba?
Birden tek tek “yok edici”liğe mi dönüşürmüş?
Bir hukuk devleti rektörüne yakışır mı bu tehditkâr tavır? Şimdi ben gazetelerde hangi haberi okumak isterdim, biliyor musunuz?
Devletimin görevli kontrolörlerinin gerekli kontrolleri yaptıklarında sayın rektörün yüzünün süt beyazı olduğunu, yazmalarını.
Çünkü ben, öyle olduğuna inanıyorum!
Bir yanıt bırakın