Mesut Yılmaz’ın siyasete döneceği haberi üzerine kendisine yöneltilen mikrofonlara, “Takıver de zillerin dördünü; dönüver de meydan senindir amman!” türküsünü söyleyen Demirel’e sormak gerekmez mi: Bu ülke 10 Cumhurbaşkanı gördü. En çok hangisinin başbakanı, bakanları yargılandı Yüce Divan’da; fesatlıktan? En çok hangisinin?
Demokratik gelenekleri yok sayarak “oğlum” dediğiniz ve başbakan olarak atadığınız Mesut Yılmaz’ın Yüce Divan’da sanık olması, sizin diğer cumhurbaşkalarından bir fazla tarafınızın olduğunun mu ispatıdır?
Yılmaz, Ecevit ve Bahçeli ile ortaklığınıda bugün kendisini affettiren kanunu çıkarmış. Ecevit ve Bahçeli’nin akılları bugüne kadar uzanamayacağına göre, o kanunun fikir babası Sayın Demirel olmasın? Yılmaz’ın affına en çok Demirel sevindiğine göre.
Mesut Yılmaz’ın “sanık” etiketi Yüce Divan resimlerini yayınlayan gazeteler Erdoğan’ın, Ağar’ın, Mumcu’nun ve Demirel’in sevinçlerini, hayırlı olsun dileklerini de yazmışlar en zilli harflerle. Bu ülke daha önce Mesut Yılmaz’dan ne hayır gördü ki, şimdi ne hayır görecek?
El insaf!
Siz yetmiyor musunuz bu ülkenin insanlarını inletmeye; yetmediğinizi kim söyledi? Mesut Yılmaz’ın ben de geliyorum dediğini duyunca “güç kazanırız” havasını atmanızın da hesabı olmaz mı birgün?
Haydi Demirel’i anladık. Onun “Baba-Oğul” ilişkileri özel. Mumcu’ya da sözümüz yok; ağabeyi, üstadı olduğunu herkes bilir. Hatta Ağar’ı dahi hoş görebiliriz; karanlıklarda kalan suçlu-polis şefi ilişkilerine yabancı olmamasından dolayı.
Ya Erdoğan’a ne demeli? Neredeyse Mesut Yılmaz geliyor diye kurban kesecek.
Ve Özal’a hâlâ rahmet okuyanları ben hiç anlayamıyorum. Bu ülkeye kazandırdığı en büyük eser Mesut Yılmaz’ın “şanlı” dönüşünü keşke o da görseydi.
Zillerin senfonisine hazır olmalıyız gayri.
Bir yanıt bırakın