Bu ülkenin kartel medyasının baş kalemşörü “Açık darbe” istemediğini yazdığına göre, ufukta kapalılığı nasıl olacaksa artık, bir darbe ihtimali var.
Son açık darbemiz 80 ihtilalinden sonra bir daha darbe istemiyoruz. Olursa Avrupa’ya gideriz, dağa çıkarız gibi efelenmelerini çok okuduğumuz kartel kalemşörlerinin nasıl 28 Şubat alkışcılığı yarışına girdiklerini unutmadık.
Gerçi onlar hâlâ vazgeçmişler değil 28 Şubat’ın karanlığında kalem koşturmaktan. Sürekli tepkinin tarifini yapmaya çalışıyorlar.
Kartel meydasının bir numaralı patronu, karşısında bizzat başbakanın da bulunduğu bir açılışta “kameralarını, kalemlerini kaleşnikof silahı gibi kullananlar var” diyerek şikayetçi olmuştu. Kimdi onlar? O patronun gazete ve tv kanallarının köşecileri olmasın.
Bu ülkede sorular, cevap vermesi gerekenlere sorulmuyor. En olmadık yerlerin rutin işleri dahi mercek altına alınarak suların durulması engelleniyor sürekli. Bugün “Şemdinli” kararından işkillendikleri gibi.
Mesut Yılmaz’ın başbakan olarak atandığı gün kartel medyası patronuna koşması ve o patronun elleri eşofmanının cebinde samimi pozlar vermesi Yılmaz’la birlikte, tekrar gündeme getirilse bugün, yüce divan kararı okunurken.
Varsın yazsın boş kalemşör sürekli darbe isteğini. Sadece sürekli tepkici etiketini de yapıştırmış olur sırtına.
Ve mesela “laik cephe”yi birleştirmeye soyundurulmak istenen Demirel görüntüsü getirilmeli ekranlara sık sık: “Devlet durup dururken cinayet işlemez!”
Kimin ne olduğunu, yönetimde adının geçtiği devirlerin karanlılığını, geçmişte ne yaptığını ve gelecekte ne yapacağını hep birlikte anlatmış olurlar!
Bir yanıt bırakın