“Baba, Sezen Aksu’nun katılacağı programı birlikte seyredelim mi?”
Vakit geç olmasına rağmen hayır demedim. Medyacıların ağzı ile söylersem, Sezen Aksu hayranı olan kızım, bu teklifi ile nazını çekeceğim mesajı vermişti çünkü bana.
Nazımın çekilmesi, yani muhalefetime katlanılması.
Oturduk, seyrediyoruz. Programın sahibi Beyaz bey saygıda kusur etmemeye ayarlamış kendini. Bu iyi bir şey. İnsanlarımızın birbirini küçümsemesi ve azarlar tonda konuşulması bilhassa tv kanallarında 28 Şubat günlerinin kötü kalıntısıdır zira.
Kameralardan çoktandır uzak olması Sezan Aksu’nun, programa ilgiyi canlı tutarken, akıllardaki sağlık sorularına da cevap buldu izleyenler. Hele Sezen Aksu’nun “Popüler kültür sanat değildir, ben bir kere bile sanatcıyım kelimesini kullanmadım” demesi, programın en güzel yeri idi. Ama…
Evet, programın bir de ama’sı var…
O ne idi öyle, kartelin kendi ünlüleri sıraya girmişler Sezen Aksu yağcılığında. Hem de ne söyleyeceklerini, ne konuşacaklarını hiç çalışmadan.
Mahalledeki tek futbol topunun kendisinde olduğunu bilen çocuk nasılki oynayacağı arkadaşları kendi seçerse ve istemediklerini hiç oynatmazsa, Beyaz beyin programı da bu örneğe güzel uymuş. Nasıl olsa seyirci var.
Zeki Müren’in dahi kendi kendine “Sanat güneşi” sıfatı ve ödülü verdiği bir ülkede yaşadığımızı biliyoruz.Kendi kendine verilen sıfatların ve ödüllerin kabul gördüğünü de biliyoruz.
Ama yine de…
Sezen Aksu diyor ki: Ben sanatçı değilim! Bana sanatçı diyerek sanatçıların haklarını yemeyin.
Hakkında konuşanlara bir bakın. Sezen Aksu bahane edilerek, kendilerini gösterme yarışına girmişler gibi. Halbuki kartelin tv’lerinde hepsinin saatler süren görüntüleri yayınlanıyor.
Ali Kırca, Ali Kırca diye biri şöyle yazmış derken, ben ayrıldım tv karşısından…
Bir yanıt bırakın