Bir fırtına idi, geçti, gitti! Hasar raporunu görmedik daha. Hele bir soğusun yaranın yeri ve toplansın Avrupa’nın efendileri ve yapalım şanlı müdafaamızı en “Bıçakcı” ellerimizle..
Kolay şartlandırılan insanlar olduk. Anlatılanlara söylenenlere kolayca inanmamız en çok da kartel kalemşorlarının iştahını kabarttı, işlerini kolaylaştırdı onların.
Gücün belli. En azından gücünü ortaya koyamayışın belli. Dahası birbirimize yani bu ülkenin bir diğer insanına güzel gözlerle bakmadığımız belli. Sonra da diyoruz ki: Blatter İsviçreli.
Spor yani futbol o kadar içiçe girdi ki siyasetle benim ülkemde. İstanbul’un üç kulübünün ve birkaç kartel patronunun rahatlığına ayarladık davranışlarımızı/tepkilerimizi.
Rakibimiz İsviçre ile yer değiştirdiğimizi düşünün bir an için. Avrupa’nın ortasındaki bir devlet/bir ülke olarak biz bu sonucu hak etmedik diyerek ateşe mi vereceklerdi bir yerlerini?
Salim kafayla düşünmek bize neden yabancı ve her kalkışımız neden illa öfkeli? Yoksa kendimize mi bu kadar öfkeliyiz ki, yansımalarımız hep çirkin oluyor?
Blatter daha mı kinli bize; Leyla Şahin’i bir TV kanalında sigaya çeken/sorgulayan kalemşör kadınlarımızdan?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat dilekçemizin ve savunma avukatımızın parasını nereden buldunuz, sorusuyla karanlık düşüncesini ele vermekte bir beis görmeyen kalemşör kadınlarımızla, size ceza vereceğiz diyen Blatter arasında kim iddia edebilir fark olduğunu?
“Böşörtüsü sorununu çözeceğiz” derken bu ülkenin her siyasetçisi, “Başörtüsü sorununu döveceğiz” şeklinde anlaşıldıklarının farkında değiller mi? Yahut kimin işine geliyor ülkemin insanlarının birbirini anlamama rahatsızlığı!
Gerçi dışarıda olup bitenleri çok iyi anlıyoruz da burnumuzun dibindeki, nefes alışlarını hissettiğimiz bir komşumuzda nükleer silah olduğunu onlar söylediler, biz inandık. Varsın, şimdi kandırmıştık desinler, niye diye sormak aklımıza mı gelecek? Kazancımız “Müttefik” olmak. Pazarlanan bir ülkede yaşamak demek, kolay azarlanan insanlar olmamız demek midir? Haklarımızı “Bu ülkeye komünizm lazımsa, onu da biz getiririz” diyen, güç sahiplerine ne zaman ihale etmiştik biz? Ne zaman “canlı” hale geleceğiz!
Bir yanıt bırakın