Rahmetli Üstad Necip Fazıl’ın anılarını yazdığı Babıâli adlı eserinin bitiş satırları çok güzeldi. Arkadaşlarının, dostlarının, tanıdıklarının tek tek öldüğünü söyler ve sıranın kendisine yaklaşmakta olduğunu ifade eder: İşte geldik, gidiyoruz; şen olasın Halep şehri!
Akşam’da Engin Ardıç yazmış: “Eh, ne yapalım, bakın Ho Şi Minh de öldü, general Giap da, Johnson da öldü, Nixon da, şimdi general Westmoreland da. Fakat Demireller ve Ecevitler ölmezler, onlar yüzyirmi yaşlarına kadar yaşayacaklardır. Onlar beni de gömecekler.”
Demirellerin ve Ecevitlerin yaşamalarından bir rahatsızlık duyulmasıyla hiç ilgili değildir bu satırlar. Kimse Engin Ardıç’a kızmasın.
Rahatsızlık, hataların sürmesindendir, üstüste gelmesindendir.
Bu ülkede hâlâ 28 Şubat’ın bin yıl süreceği iddiası gündemde ise ve baskılar sürüyorsa, Demireller ve Ecevitler değil yüzyirmi sene, yüzelli sene yaşamayı göze almışlar demektir.
Ne kadar da istekliler?
Gerçi bir açıdan iyi oluyor: Kimin hain olmadığını ancak anlayabilme/kavrayabilme yaşına ermiş olmaları açısından…
Lâkin öteki açıdan bakınca işimiz gerçekten zor. İkinci kere Cumhurbaşkanlığına hazırlıyorlar beslemeleri SayınDemirel’i. Çektiklerimiz yetmemiş, çekeceğimiz daha bitmemiş gibi…
Kimse çıkıp neden yüksek sesle sormuyor; hem de Demirel’in üslubuyla.
Bir kere yapmış da ne olmuş? Binaenaleyh ülkeyi bir adım ileriye mi götürmüş? Demokrasiyi mi yerleştirmiş, hukukun üstünlüğünü mü sağlamış? Ne yapmış? 9. Senfoni dinlemekten, 10. Yıl Marşı çaldırmaktan başka ne yapmış? Binaenaleyh bir daha Çankaya’ya çıkarsa ne yapacak?İçinde bir huzursuzluk varsa, orası huzurevi değildir.
Tamam, kabul. Bir hata etti bu ülkenin insanları Demirel’in peşine elli yıl düşmekle… Fakat bir elli yıl daha ona katlanacağını kim iddia edebilir bu ülke insanlarının?
Yoksa Sayın Demirel’in beslemeleri aptal tezli aptal Alman’a mı inanıyorlar, dersiniz?
Bir yanıt bırakın