Patlayacak, ama ne?

“Ben gırtlak patlatıyorken…” diyerek başlamış patladığını ilan ettiği konuşmasına AKP hükümetinin başbakanı.

Bir başbakanın gırtlak patlatması, ne demektir?

Bu ülke gırtlak patlatan başbakan özlemi ile mi yanıyordu?

Neden gırtlak patlatma özelliğini öne çıkarıyor sayın başbakan?

Bir başbakanın gırtlak patlatması, o ülkenin hayrına mıdır? Ya da gırtlak patlatmadan yapılan başbakanlık iyi başbakanlık olmaz mı?

Bu ülkenin kurtuluşunu yabancı sermayede gören sayın başbakan, yabancı sermaye daha çok gelsin, satın alsın her şeyimizi diye patlatıyormuş gırtlağını.

Mahmutpaşa kaldırımlarında bağırırlardı ya:

“Sudan ucuz bunlar. Batan geminin malları…”

Ben anlamam! Bu ülkenin o kadar ekonomisti var. Yetmezse icabında kurtarıcılarımız “Karaosmanoğlu” ithal eder, “Derviş” ithal eder, reçetelerini aynen uygularız.

Tıpkı bu hükümetin yaptığı gibi… Ecevit-Bahçeli mirasına konmuş olsa da…

Başbakan gırtlak patlatırken, gırtlak patlattığını görmeyen bakanı Şener’den bahsetmek istiyordum aslında.

Adamcağız, yabancı sermayeden endişe duymak hakkını kullandı diye, patlayıvermiş sayın başbakan.

Yabancı sermayeden endişe duymak hakkı, bir bakanın dahi hakkı değilse bu ülkede.

Besleme radyolardan biri mi idi bilmem; bindiğim bir taksideki yorumlar akıllara seza.

Saadet Partililer çok severlermiş ve “latif” derlermiş ve hatta hemen geri dönmesini beklerlermiş bakan A. Latif Şener’in. Dolayısıyla yabancı sermayeden ürkmesi, huylanması bir mesajmış Saadet Partililere.

Bir zeka fukarası yorum yaparsa işte böyle yapar bu ülkede deyip geçmek var ama…

Refahyol dönemindeki bir gözlemimi hatırlatmak istiyorum, Saadet Partilileri hiç tanımayan anlama özürlü yorumculara.

Bir özel TV’de katıldığı programda izlemiştim, umutla beklenildiği iddia edilen ve başbakanın patlamasına sebep gösterilen sayın bakanı.

Ki o zamanlarda da sıfatı bakan idi.

Medyanın tavrı üzerine bir cümle söyleyecek oldu, programın sahibi ve yöneticisi bastı azarı.

“Ben Emin Çölaşan’a laf söyletmem!”

O günkü hükümetin bir bakanını, bu cümlesiyle konuşturmayan kim mi idi? Huzur veren ocaklardan yetişmiş ve fakat hiç zerafet dersi almamış bir önkibar.

“Sen Emin Çölaşan’ın avukatı mısın?” diye soran bir cümle ile yapılmış saygısızlığa karşı çıkmasını bekledim, söz konusu bakandan.

Heyhat! O sadece susmayı tercih etti. Yapılan saygısızlıksa, yapıldığıyla kaldı. Bilmem Emin Çölaşan ödüllendirdi mi o hayranlık fakirini?

Demem o ki: Bitiş noktasına o gün, orada erenlerden, bir beklentisi hiç olmaz SaadetPartililerin.

Böyle biline!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*