Ülkemin haritası aylardır Fatih Terim’in suratı gibi. Kızgın, gergin, suçlayıcı, tepeden bakıcı, sert ve en önemlisi gülmek nedir, hiç tanımamış bir hava. Olumsuz olaylar, olumsuz demeçler, olumsuz yargılar, olumsuz kararlar. Bir güzellik ışığı görmemize çok zaman var gibi. Halbuki bu ülkenin insanları karanlığın en koyulaştığı “Milli şef” devrinde dahi daha umutlu ve daha cesur. Köpükten hafif cevaplar zamanını yaşıyoruz. Fatih Terim dedik, FIFA’ya verdiğimiz cevabın müşahhas hali; oturun tartın. Vakit sabah namazı sonrasıdır. Kadayıfçı sinisinin altını yakmış, dökmektedir kadayıfını. Ağzında ise bir ilahinin nağmeleri. “Ya Mevlam, Hû mevlam; aşkını bize ver Mevlam!” İyi, güzel ama, devir “Milli şef” devridir ve sokaklarda devletin gözü vardır, kulağı vardır. Mahallenin bekçisi duymaz mı kadayıfçının sesini. Al sana aldığın maaşı hak ettirecek bir baskın, bir suçüstü imkanı bekçi efendi. Aman kaçmasın kadayıfçının ağzındaki ilahi nağmeler. Sine sine yaklaş sayın bekçi ve de hemen: Kıpırdama! Mahalle bekçisinin gelişini iki adım önceden duymuştur halbuki kadayıfçımız ve tedbirini çoktan almıştır: “İlimon ektim taşa, ilimon!” Bekçi şaşkın, üzgün, perişan. Temsil ettiği güç yenilmiş. Lakin yine de sorar: Bu hal ne haldir? Kadayıfçı rahat, kadayıfçı sakin. Bir saldırı, bir tecavüz daha atlatılmıştır. “Ne olsun aslanım? Bir oyandan bir buyandan idare edip gidiyoruz!” Milli şef devrini olanca basitliği ile özetleyiveren bu Karaman fıkrasını hep sevmişimdir. Ve yeri geldiğinde de yazmaktan geri durmadım hiç. Sokakta başörtüsünü yasaklayanlarla, kadayıfçıya baskın yapan bekçi arasında bir akrabalık, bir bağ var mı bilemem. Böyle bir çağrışım yapmak için de anlatmadık efendim. Fakat elbette sokakta başörtüsünü yasaklayanlara bir diyeceği olmalı bu ülke insanlarının; hukuk içinde ve insanlık çapında. Gel de şimdi Ahmet Kaya’yı rahmetle anma. Bu ülkeden giderken söylemişti; Yasakçıların gözlerini sokağa diktiğini. Bunu görebildiği için sanatçı idi o! Karikatürlü haçlı saldırısına karşı cevap hakkını nasıl kullanacağını düşüne dursun ülkemin insanları, bir başörtüsü kararı daha düştü alevli yürekler üstüne. Şimdi Karamanlı Kadayıfçıyı anmak var. Cevabımız için cesaret ve umut sığdırabilir miyiz bilmem. Bir oradan, bir buradan vuruluyoruz işte!
Bir yanıt bırakın