70’lerin sloganıydı bizim: Seller gibi kan aksa hem Filistin hem Aksa

“HAMAS bir terör örgütüdür diyen CHP’ye ses çıkarmayanların, bugün burada Cumhurbaşkanımıza, AKP’ye diyebileceği bir şey yoktur. (Yanındakilerden alkış!)
Eğer İsrail’in işgaline karşı bir şey söylenecekse, HAMAS terör örgütü diyen CHP’ye, orada Filisin topraklarını savunan HAMAS bir terör örgütü mü, yoksa seçimlere girmiş bir siyasi parti midir? Gelin bir kelimede onu söyleyin.”

19 Aralık 2023.

Meclis kürsüsündeki SP Kütahya Milletvekili Sayın Ali Fazıl Kasap’a, oturduğu yerden cevap vermeye çalışan AKP Milletvekili ve görevlisi Abdülhamit Gül’ün konuşmasının yazıya dökümüdür bu okuduğunuz cümleler.

AKP’li Sayın Abdülhamit Gül’ü anlamaya ve alem-i İslam’a anlatmaya çalışalım.

“HAMAS bir terör örgütüdür diyen CHP’ye ses çıkarmayanlar…”

Kim demiş, ne zaman demiş, nerde demiş, niye demiş sorularını akıllara getirmeden, AKP’nin ikinci Gül’üne, (birincisi Abdullah Gül) inandığımızı belirterek ve iddianamesinin bu ilk cümlesindeki HAMAS’ı özne kılarak cevap aramaya başlayalım.

Suallerimiz, bahse konu sayın milletvekilinedir.

HAMAS’ı savunan, destekleyen, başarısını isteyen ve dua edenlerin, aleyhte konuşan kişi ve kuruluşları takip etme ve onlara ses çıkarma gibi bir görevleri mi var?

İstediğiniz o sesi çıkardıklarında, bir başka şikayetiniz olmayacağına ve bir ses çıkarma daha istemeyeceğinize kim inanır?

Hem sizin AKP olarak, orada olmanızın sebebi kimin HAMAS’a ne dediğinin zabıtlarını tutmak mıdır?

HAMAS’ı, bütün gücünüzle demeyeceğiz, ama biraz savunabilseydiniz, CHP’nin yayımını yaptığınız iddiasından kimin haberi olacaktı? Yoksa siz, CHP’nin HAMAS veya başka bir direniş örgütü için dediklerini anons etmekle, yaymakla, herkese duyurmakla mı görevlisiniz?

CHP’den fazla ses üretmeye imkan ve şeraitiniz müsait iken, CHP’nin tavır ve konuşmalarından imdat bahanesi çıkarmaya çabalamak gibi yorumlanır böyle haller.
“Bugün burada, kalkıp Cumhurbaşkanımıza, AKP’ye diyebileceği bir şey yoktur.”

Neden yoktur, Sayın Gül?

Kimin ne zaman, nerede, ne diyeceğine siz mi karar veriyorsunuz? Demokrasilerde muhalefetin eleştirme haklarının olduğuna inanmıyor musunuz?

“Eğer İsrail’in işgaline bir şey söylenecekse…”

Eğer bağlacı ile şartını güçlendiren Sayın Gül’e bravo dememiz gerekiyor.

Çünkü İsrail’in işgalini kabul ettiğini beyan ederken, İsrail işgalciliğinin, bir şey söylenecek bir işgal olduğunu da ilan ediyor. Az sayılmamalı.

“HAMAS terör örgütüdür diyen CHP’ye…”

CHP’nin ne dediğinin reklamını bir daha dillendiren Sayın Gül’e, şöyle bir soru daha soralım:

CHP, HAMAS terör örgütü değildir deseydi, siz AKP’liler çok mutlu olmanızın haricinde, Filistin için neler yapacaktınız? İsrail’e gemiler yüzdürdüğünüz ticaretiniz konusunda mesela.
CHP, HAMAS terör örgütü değildir deseydi sorumuzun ikinci şıkkı da var: CHP, kullanabileceğiniz veya ardına sığınacağınız “Bir başka şey” demesi için tahrik mi edilecekti; medya vesaire gibi bir takım yandaş güçleriniz tarafından?

AKP Sözcüsü Sayın Abdülhamit Gül, “Gelin bir kelimede onu söyleyin” ricasıyla bitirirken konuşmasını, isteğinde ısrarlıdır.

“Orada Filistin topraklarını savunan HAMAS, seçimlere girmiş bir siyasi partidir.”

Sayın Gül’ün, Meclis’in ana muhalefet partisinden istediği sadece bu.

Kürsüde konuşan ise SP Milletvekili Ali Fazıl Kasap. “Katil İsrail, işbirlikçi AKP” pankartı altında, rahmetli Hasan Bitmez’in haykırışını destanlaştırıyor bir daha.

“Ölen her çocukta o kandan sizin elinizde var.

Filistin’de dökülen her kanda sizin eliniz var!”

DOKÜMAN İKİ: GAZZE BİZİM GAZZE

Millî Gazete yazarı Adnan Öksüz’ün 07 Nisan 2025 tarih ve “Çok ehemmiyetli not” başlıklı yazısının girişi:

“Filistin, Gazze 491 gündür soykırıma uğruyor!

* Filistin, Gazze’de bugüne kadar 50 binden fazla şehit verildi!

* Gazze’de on binlerce bebek ve çocuk katledildi!

* Gazze’de on binlerce kadın katledildi!

* Gazze’de on binlerce erkek, yaşlı, genç katledildi!

* Gazze’nin, Filistin’in kendisini savunacak savaş uçakları, uçaksavarları, tankları, İHA-SİHA’ları yok!

* Siyonistler ve Haçlılar birlik oldular, bir İslam coğrafyasını yerle bir ediyor!

* ABD’ye, Batı’ya, “Bu soykırımı durdurun!” çağrıları beyhude çabalar! Soykırımı yapan bu soykırımı durdurur mu hiç!

* Dünya Müslüman Âlimler Birliği, şu çağrıda bulundu: “Arap ve İslam ülkeleri, işgale karşı derhal askeri müdahalede bulunmalıdır!”

* “Filistin topraklarındaki Siyonist işgale karşı silahlı cihad, gücü yeten her Müslüman’a farzdır!”

* 60’a yakın Müslüman ülke yöneticilerinin behemehâl askeri önlem alması ve bu yönde somut adımlar atması, Dünya Müslüman Âlimler Birliği’nin bu önemli çağrısından sonra daha bir ehemmiyet arz etmektedir.”

++++

“Filistin, Gazze’de 491 gündür soykırıma uğruyor!”

AKP ve yakın partilerin oluşturduğu Cumhur İttifakı 22 yıldır Türkiye iktidarında.

AKP’nin Meclis’te cevap vericilerinden Sayın Abdülhamit Gül’ün, “Filistin’de dökülen her kanda sizin eliniz var” diyen hatibe, CHP odaklı savunmaya çalışmasının sebebini, gün olur, sosyologlarımız yazarlar.

Biz bugün muafız.

Okuyanlar biraz daha dayansın. Yazımızın sözün kısası kısmına geldik.

BU DA DOKÜMAN ÜÇ OLSUN: ORALARDA AÇAN GÜLLER

Sosyal medyada paylaşılan bir TBMM oturumundan bir sahneyi analizimizden sonra, sosyal medyada paylaşılmış bir “Tanık” anısını da okutmak istiyoruz.

“Üniversite yıllarımızda (95-99) MGV çatısı altında sık sık üniversite başkanları toplantısı için Ankara’da toplanırdık. Toplantılar hafta sonu iki günlük programlar şeklinde icra edilir, toplantı dışında siyaset ve akademiden önemli büyüklerimizin de bizlere eğitici sunumları olurdu. MGV Genel Merkezinin Ulus İsmet paşa’daki binası (şimdi yıkıldı orası) dışında Stad Oteli ve Büyük Ankara Oteli gibi Ankara’nın seçkin otellerinde de bu toplantıları yaptığımızı hatırlıyorum.

Şehid Genel Başkanımız Adnan Demirtürk’ün dönemine denk gelen bu yıllarda hepimiz ondan çok şey öğrendik. Ben İzmir’den bu toplantılara katılırdım. Ankara, Kıbrıs ve Sivas’tan katılan üç arkadaşımızın da soyadları “Gül” idi ve soyadı Gül olan bu üç arkadaşımız da bu gün kamuoyunun tanıdığı isimler arasındadır. Abdülhamit Gül ( AKP Grup Başkan Vekili – eski Adalet Bakanı), Davut Gül (İstanbul Valisi), Nureddin Gül (YRP Genel Başkan Yardımcısı).”(Paylaşım sahibi: Yavuz Selim Kansız)

AKP’lilerin suçlayıcı propaganda klişelerinin benzeri “Kimler nerelerde vesaire” gibi cümlelere ihtiyaç duymadan, bu anlatımda o Meclis atışmasının ardından tarihe yazılsın istedik.
Ola ki, muharrir kalemleri tefrika ederken ‘’ Katil İsrail, İşbirlikçi AKP’’ görüntüsü altında mücadele edenleri, ressam fırçalarıyla da tabloları yapılır adı geçenlerin ve kahramanlarımızın.

İKTİDARIN SEVİNÇLERİNDEN BELLİ OLUR BİR EKONOMİ

(ERDOĞAN’DAN BOYKOT AÇIKLAMASI

“2 Nisan’da AVM’ler onların dediği gibi olmadı, tam aksi bir süreç geçirdi.

Ekonomide bu milletin aleyhine kampanya sürdürenleri benim milletim affetmiyor. Tam aksine daha fazla alışveriş yapıyor.”)

Odakta iki tanım var: AVM’ler ve onlar.

AVM’ler, T. Özal’ın ABD tavizlerinden sonra şehirlerimizde yaygınlaşan ve şehrin caddelerindeki dükkanların kapanmasına sebep olan mağazalar topluluğu.

Onlar ise muhalif duygulular, muhalif duranlar.

Bu milletin aleyhine kampanya sürdürenler affedilmiyor.

Benim milletim affetmiyor.

Daha fazla alışveriş yapıyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra ekonomi kültürümüz, “İhracat fazlası”na benzer “Alışveriş fazlası” tanımı mı kazandı acaba?

Hani karikatürlerdeki gibi mi konuşacaklar komşu çocukları: Annem, biraz alış veriş fazlasından istiyor, gibi.

Ya da fazla paramız vardı ki uzaya adam gönderdik savunması yapan ünlü yazar Murat Bardakçı, paramız var ki fazla alış veriş yaptık vezninde bir makale daha yazar mı, bilmeyiz.

AVM’ler, alışveriş merkezleri. İnsanın aklına alışveriş yapma fiilini üşüştüren ve cepteki paralara tur attıran özel harfler iken ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın buyurduğu gibi boykot gününde farklı süreç geçirirken, sayın bakanlardan bazılarının market arabalarını tepeleme doldurdukları görüntülerinin yayımlanması yandaş kanallarda, AVM’cilere karşı marketçiler harekatı olarak mı algılanacaktır?

Yahut market alışverişçisi Sayın Ticaret Bakanının görüntü karesinde kimsenin olmaması, market alışverişçilerinin AVM’lere taşındığını mı gösterir, yoksa marketçinin, sayın bakanın alışveriş yaptığı market reklam spotu uğruna semtine kimseyi yaklaştırmadığını mı ispatlar?

AKP’li bakanlardan Sayın Süleyman Soylu, depremden korunma görüntüsünü bir masanın altına başını sokarak siciline yazdırmıştı. Sayın Ticaret Bakanı da bir market arabasının arkasında durarak hükümetinin tedbirini tescillendirmiş oldu.

Boykot olayını biz böyle yazdık.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*