Kaybeden Türkiye kazanan kim?

Geçmişte demokratik iradeye yönelen her teşebbüs, aslında milletimize ve hukuk sistemimize yöneldi. Kaybeden hep Türkiye oldu.”

Bu tesbit, bu güzel tesbit, her tarafından ve yaralarından kanlar akan bu tesbit, bu ülkenin başbakanına ait. Son günlerin ünlü “İrtica ile mücadele eylem planı” ile ilgili olarak partisinin Meclis grubunda konuşurken böyle demiş Sayın Başbakan.

“Kaybeden hep Türkiye oldu!”

Duyduğunda bu ülke insanlarının içini acıtan/kanatan bu cümleyi söylerken SayınBaşbakan’ın sesinin titreşimlerinin değişmesini, farklılaşmasını çok isterdim. Umarım öyle olmuştur. Umarım… Çünkü kendisi ve yol arkadaşları kazananların yanında olmuştu. O günlerde de Türkiye kaybediyordu.

“Emrimiz altındaki medyada, gençlerin kıyma makinalarında çekildiği ve asfaltların altına gömüldüğü gibi ürpertici haberler yazdırılacak; Emniyet güçlerinin, Yenikapı’da, Yassıada’ya tünel kazmak için bekleyenleri yakalaması sağlanarak, sabıkların, düşüklerin, kuyrukların morallenmesi/toparlanması/dirilmesi önlenecektir.”

İlle ihtilâlden sonra “metin” olarak bulunmasa/aranmasa da bu eylem planı gerçekleştirilerek ihtilâlci cunta ve taraftarlarının kazanması sağlanmadı mı bu ülkede? Kaybeden ise bu ülke, yani Türkiye…

Gençlerimizin birbirine kırdırıldığı günler, ihtilâlin olgunlaşmasını beklemek olarak itirafnamelerde yer almadımı? Bekleme sabrı ve başarısı gösteren o itirafcıların bir eylem planlarının olmadığını kim iddia edebilir? Üstelik emirleri altında onca gazete ve derginin olduğu kayıtlara geçmişken..

Tarihin en kirli ihtilâline, 28 Şubat günlerine gelmek istiyorum: Bu ülkeye her şey çok çok kaybettirilirken, kazananların kimler olduğunu bir daha hatırlamak için..

Milletin seçimini/iradesini yok sayanların en başında yer alan ve bugün kartel medyası diye adlandırılan medyanın patronu bizzat açıklamalıdır 28 Şubat ve bugün itibariyle mal varlığı kıyaslamasını.. Tamamen şeffaflık gereği yani..

Gelelim tesbitini çok beğendiğimiz Sayın Başbakan’a demek istediklerimize: 28 Şubat hazırlanırken, yani Ali Kalkancı ve Fadime Şahin tezgaha konurken siz de bir makamda idiniz ve tezgahçılara/tezgahtakilere 50-100 metre uzaklıkta idiniz.

O gün orada o tezgahları boşa çıkarabilecek bir güce sahiptiniz ve sizin de bir partiniz vardı. Bugün yaptığınız karşı çıkmayı neden o gün yapmamıştınız? Kazananlardan olmak arzusuyla yanıp tutuşuyordunuz, demiyeceğim ama, kaybeden bu ülke insanlarının partisi Refah Partisi ve iktidarı idi. Yani Türkiye kaybetmişti.

Sizin kazandığınızı biliyoruz. Başka kimler kazanmıştı?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*