Helal olsun size, diyorlar gemicikler saatler yollar

Bir muhalif gazeteci çıksa, Anadolu’yu dolaşsa, röportajlar yapsa, gezi notları yazsa gazetesine, şöyle bir cümlesi de olsa tefrikasında: “Her tarafı yemyeşil, zümrüt gibi olan Anadolu coğrafyasını adeta talan ettiler!”

Gurbete giden yiğidimizi anlatan ve dinleyenleri ağlatan “Gör, başına neler gelir?” mısraının çağrışımı üşüşür, düşünmeyi unutmamış her okuyucunun başına; o gazeteciye ne olur sorusuna cevap aradıklarında.

22 senede milyonlu sayıların hepsi kadar ağaç dikmiş bir iktidarımız var, paylaşımına yatmış trol alayı kaldırılır önce, tüfek çatmış paralı askerler medyası  saldırtılır sonra.

Bir muhalif gazeteci ağzıyla “Ettiler” diye bitirdiğimiz o cümlenin gerçek söylenen yüklemi “Ettik” fiilidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki buyurmuş, medyada gündem olan ve bizim de yazımıza malzeme edeceğimiz beyanat cümlesini.

“Her tarafı yemyeşil, zümrüt gibi olan Anadolu coğrafyasını, adete talan ettik!”

Yemyeşil, zümrüt gibi bir Anadolu idi, bizim teslim aldığımız itirafındaki Bakan Sayın Özhaseki, sadece coğrafyasını mı talan ettiniz Anadolu’nun? Sorusuna muhatap olmamak adına, icraatlarını “Tabiat Bilgisi” dersinden rapor ediyor; “Talan ettik” ilanından hemen sonra.

“Ağaçlarımızı yok ettik, ormanlarımızı da kel hale getirdik!”

2024’ün Nisan ayında kayıtlara geçen ve bir itirafname olan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’nin bu cümlesini duyanlar, okuyanlar 2017 Ekim’inde “Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik” diyen Sayın Erdoğan’ın bu tarihi cümlesini de elbette hatırlarlar.

Önce Sayın Erdoğan söyler, partisinin ve hükümetinin üyeleri sonra konuşurlar; hatta medyası daha sonra yazarak kurtulur hatalı hallere düşmekten; –mesela İsrail’i candan destekliyor gibi görünmekten– kuralı burada işlemiş ve kabul görmüştür.

Talan etmek de bir ihanet ihtiva eder neticede.

Geçtiğimiz Şubat ayında vefat eden ve vefatı dolayısıyla yaşadığı yıllardan daha çok anılan, anlaşılmaya çalışılan bilim insanlarımızdan merhum Alev Alatlı’nın ödüllendiği AKP iktidarının icraatlarını “Yasal olabilir fakat helal değildir” tespiti, Sayın Özhaseki’nin söyleminde tüm canlılığıyla hayat bulmuştur.

Bakan Özhaseki’nin sosyal medyada “Anadolu coğrafyasını talan ettik” başlığıyla duyurulan ve rekor sayıda paylaşılan bu demecini yazmaya, şair Nedim’in “Tahammül mülkünü yıktın, Hülagu Han mısın?” ünlü mısraını insanlarımız dolayısıyla hatırlasınlar gibi bir niyetle başlamamıştık.

Çünkü biliyoruz, şiire ihtiyacımız olursa, hem yazıp hem okuyacak kişimiz bellidir.

Cumhur İttifakçısı Sayın Bahçeli’nin Ferdi Tayfur şarkılarıyla yürüyüşler yapması toplu terapiye yöneliktir mesela. Söz yazıcıların arasına karışmış ve ödül de almış şiir yazan şairleri de vardır iktidarın.

Sayın Bakan Özhaseki’nin “Talan ettik” duyarlılığını yer, zaman, nitelik, nicelik ve ölçü kavramları yönünde etkileyen, kesinleştiren şu ayrıntı da ayrıca konu edilsin isteriz liselerimizin Türkçe derslerinde. ‘’Adeta’’ zarfnın muhteşem seçimi.

Öyle bir “Zarf’’ seçmiştir ki Sayın Bakan, “Talan ettik” eylemlerini vurgulamak için, eş anlamlı diğer kelimeler kullanılsaydı anlatım biraz eksik kalabilirdi.

“Basbayağı” talan ettik.

“Hemen hemen” talan ettik.

“Neredeyse” talan ettik.

“Adeta” farkını da öne çıkardığımız Sayın Bakan Özhaseki’nin bu demecini yazımıza malzeme etmemizin sebeplerinden biridir; kolundaki saatiyle gündemi bir hafta meşgul eden AKP yöneticisisin, “Helal” peşindelik iddiası.

“Alın teriyle helal yoldan edindiğim” diye tanımlamıştı, bir selfie ile insanlarımızın gözüne tuttuğu ünlü markalı saatini AKP yöneticisi milletvekili bir kişi.

Hiç kimse “Helal mi” diye sormamıştı halbuki.

Kendi şüpheciliğiyle etrafındakilerin yanlış anlaşılmalarına yol açacak bir cümleyi, bir AKP yöneticisi niçin ulu orta söylemiş olabilir?

Alın teri ve helal yoldan olmadan, edinenler de mi var? Kendisinden farklı olan o insanlar kim?

Dahası, AKP’ye oy vermiş binlerce partizan, bizim çocuklarımıza da öğret alın terli helal yolu; onların da olsun, ünlü markalı saatleri falan, talebinde bulunursa ne olacak?

Yok eğer gemili ticaretlerle bir ilgisinin olmadığı, yahut istakoz yemek zevkinin sınırlı olduğu gibi çağrışımlarla kendini özetlemek için ve taraftarlarının da görüntüsünü kullanarak o mizanseni, danışmanlarının talimatıyla yapmışsa, magazin ihtiyacı karşılananlardan bir aferini hak etmiş olur.

İktidarda AKP varsa, gündemde de AKP’lilerin olacağı muhakkaktır. Helal peşindeliklerini de çok güzel anlatırlar.

Yurt dışından yakında gelmiş birinden dinledim. Almanya’nın ünlü otelinin kahvaltı salonunda, seçme problemi yaşayan bir Türk kadını ortalığı inletmiş: Bunların hangisi helal?

AKP’yi kurmuş ve devletin birçok makamına oturmuş eşli o kadınımıza görevliler gerekli ilgiyi gösterirken, dolayısıyla muhterem eşini orada gören, fark eden tanıkların hepsi, ağızlarını açarak göstermişler hayretlerini.

“Vay, vay, vay! Bu ne hassasiyet!”

Duyduk, üzüldük ve yazıyoruz işte!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*