Sayın Demirel, Cindoruk ve Mesut Yılmaz’ın davetlerine/ricalarına rağmen Demokrat Parti Genel Başkanlığı teklifine “Hayır!” demiş Tansu Çiller.
Demirel’in halini düşünüyorum. Aklıma Yıldız Kenter/Şükran Güngör ikilisinin TRT TV’sindeki bir skeci geliyor. Tansu Çiller hanımefendinin alınmamasını dileyerek anlatayım.
Yıldız Kenter, Leyla rolünde. Karanfilli kadın yani. Abartılmış bir makyaja, pat pat patlayan bir sakız eşlik ediyor ağzında.
Karşısında ise bitmiş, tükenmiş, manen çökmüş bir adam var; Şükran Güngör. Hayata yeniden bağlanmak istercesine, bir umutla Leyla’ya bir teklif yapıyor. Yani boğulmak üzere olan adamın sarılacak can simidi araması gibi…
– Leyla, benimle evlenir misin?
Beklemediği bu soru karşısında şaşıran Leyla, nerden çıktı şimdi bu, havasında.
– Hayır!
Lakin karşısındaki yıkılan, yok olan adam görüntüsü Leyla’yı da insafa getirir.
– Üzülme canım! Başkasına da yap bu teklifi. Onlar kabul edebilirler.
Teklif sahibi adam dibe vururken söyler söyleyeceğini.
– Sen bile kabul etmedikten sonra…
Yepisyeni
Reklamcıların kurnazlığıdır; son ürünü en iyi, en kaliteli ürünmüş gibi tanıtarak satışına gaz vermek.
“Filan marka yeni ürün daha beyaz yıkar!”
Daha beyaz yıkamayan eski ürünleri niçin satmıştınız bize? Mademki daha beyaz yıkayanına erişmek mümkünmüş. Yani biz önceleri daha beyaz yıkamayan ürünleri almışsak, kandırılmış mı olduk?
Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olmasıyla medyada tutturulmuş bir yeni CHP sloganı, yeni CHP şöyle yapacak, yeni CHP böyle yapacak!
Peki, eski CHP neden yapmadı? Eski CHP’liler ne oldular da yenilendiler?
Mademki yeni CHP daha iyi veya daha iyi olacak; eski CHP’nin iyi olmamasının bedelini kim ödeyecek? Eski CHP ile birlikte yaşamaya mecbur edilenlerin suçu ne idi?
Yeni CHP, yeni bir cevap vermelidir.
Bir yanıt bırakın