Bir yazar yaratmak

Bir yazar aramıyorum, dedi, kartel gazetelerinin patronu. Ben yazar yaratacak adam arıyorum. Arayan bulmaz mı? Köşkte oturan birini tavsiye ettiler. Hemen işe aldı.

Patron vekili sıfatı da verilen yazar yaratıcının marifetlerini sonra gördü herkes. Kabiliyetleri kısıtlı dememiş, eline tutuşturulan malzemelerden bir şeyler çıkartmıştı. Arabeskvari birşeyler işte. Yapma be gözüm, ayıp ettin be gözüm gibi başlıklar altında haber üreten yazar yapılmış kişileri herkes konuştu: Gözüm diye diye, göze getirdiler adamı; sonra kurşun döktürdüler üstüne. Onca ihtilale rağmen hâlâ bağışıklık kazanmamışsa insanımız kursunlara karşı; bu ne kartel gazetesinin suçudur, ne de yarattığı yazarlarla o gazeteyi donatan köşklü başyazarın hatasıdır halbuki.

Birgün birini gösterdiler. Her ne kadar karşı yakanın çocuğu olsa da kullanma kulpu takılmaya müsaittir anatomisi. Getirin dedi köşklü, her ne pahaysa verin ücretini. Nişantaşı kahvelerinde içsin kahvesini.

Öyle de oldu. Yani ben Nişantaşı’nda oturmuş, çayımı içiyorken, diye başlayan çok yazılar okundu, yorumlar yapıldı. İşgalci mi bu diyenlerden, bu ne kompleksmiş annemcilere kadar herkes birşeyler söyledi. Müdafilerinin ki çok ilginçti.

Geldiği yerin insanlarını, havasını yazdı, ihbarname havasında..Öyle yazmasa okunmazdı. Öyle yazıyor ki tanıtıyor bizim insanımızı, dediler onu müdafaa edenler.

Geldiği yerin insanlarının kafalarının içini okuduNişantaşı kahvelerinde, köşesinde yazmak için. Okumak istemelerine siz kanmayın dedi, okul önlerinde coplu set oluşturanlara. Sizin haklarınızı elinizden almaktır niyetleri; o okullardan diploma aldıklarında.

Önce bizden olmadığına iyice inandırsın ki onları, sonra bizim istediğimiz yazıları yazsın. Elin adamına göstere göstere de gol atılmazki. Müdafileri sanki özel kurs görmüşler, canı yananları böyle diyerek susturdular.

Bu arada köşklünün keyfine diyecek yok. Eseriyle övünüyor:İki yakayı bir lüzumsuzda buluşturdum ya…

Neredeyse efsane olacaktı. Yazdıklarının ötesinde özel hayatı denilen ve fakat her saniyesi herkese gösterilen hayatı da anlatılır oldu, görmeyenlere; icabında açık kemera çekimleriyle…Üretilen güzellere bakarken gösterdiler, aralarına girmek için adres sorma numarası çakarken gösterdiler, ben zaten hep sizlere hayrandım derken gösterdiler.. Lakin müdafilerinde tapu gibi müdafaanameler var. Hele bir girsin aralarına, bakalım bir daha bir araya gelebilecekler mi?

Hatta ramazan günü şehrin en lüks otelinin lokantasının en görünür yerinde yemek yediğini bir öğle vakti, hiç dert ettirmediler müdafileri. Mutlaka doktor raporu vardır, dediler. Siz görmeyin, onlar görsün bu durumu. Ki hele bir kazansın güvenlerini.

Lakin suçlamaları, ihbar yazıları yaşanılan günlerden taşmış, babasının çocukluk günlerine varmıştı. Beyazıd Camii’nde sabah namazı kılan cemaatin o yıllarda sokaklara taşmasına müsaade eden güvenlik güçlerini görevlerini yapmamakla suçlarken, maksatları komünizme karşı birlik olmak değildi, Amerika’ya destek çıkmaktı niyet okuması da yapıyordu Yassıada savcısı havasıyla.

Daha inandırıcı olmak diyedursun müdafileri, daha fazla dayanamadılar, Nişantaşı kahvehanelerini ondan önce mekan tutanlar, orada doğup büyüyenler. Bu kadar da olmazki, dediler ve yaratıcısı köşklüyü ikaz ettiler: Şuna bir ayar ver.

Ne yapabilirim, dedi köşklü ağlamaklı bir sesle. Malzeme bu. Ben çalmadım ki. Ancak bu kadar olurdu, bu kadar oldu. Ama bana filanı getirseydiniz, ya da falanı verseydiniz, onlardan çok farklı bir şeyler çıkarırdım.

Hemen onlara koştular taşıyıcı kalem üstatları. Adınız anıldı, köşklü tarafından. Mutlu musunuz?

Köşklünün filan ve falan dediklerinin iki gözü iki çeşme. Biz oradan öyle mi görünüyoruz? İçinden bir şeyler çıkarılanla neyimiz ya da neremiz benziyor.Köşklü iş arasın kendine, biz halimizden memnunuz.

Köşklünün yarattığı yazarın müdafileri mi? Onlar da arıyorlar bir gerekçe. Ki haklı çıksınlar. Fakat bulamadılar. Etyemezli Apti yetişti imdatlarına. Dedi ki: O zaten öyleydi. Köşklü boşuna övünmesin. O zaten öyleydi. Ondan farklı bir şey çıkmadı ki.

Bir şey daha söyledi Etyemezli Apti sonra: Köşklü başarısızlığını gizlemeye çalışırken, yani hiç bir şey olmayacaktan, hiç bir şey çıkaramadığını gizlerken sizden, içinizdeki sağlamlara acaba çürük mü şüphesi ekmek istiyor. Hâlâ anlamadınız mı? Çünkü kendileri bittiler. Ne bir şey olabilirler, ne de bir şey çıkarabilirler içlerinden.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*