Ergenekoncu uğurlayıcısı Demirel

Ergenekon dalgalarının medyaya her haber oluşunda gözlerim onu arardı: Demirel nerede?

Güniz Sokak’ta, son durakta 28 Şubat’ta, kanlı taşların altında, gözyaşlarının içinde, ilk beşyüz sıralamasına girememiş üniversitelerin rektörlerinin gönlünde ve hatta onların özel Ergenekon notlarında Demirel aranır da bulunmaz mı?

Bu ülkede ne ararsın da bulunmaz? Faili meçhullerin kemikleri bulunur; Ergenekon’da soruşturulanlarda Demirel uğrulaması bulunur.

Hepsinin hatırını sorsun telefonda. Binaenaleyh sormazsa hatırımız kalır.

Köy yolunda beş yaşındaki çocuğunun yanından kaçırılan babanın kemikleri bugün, ondört yıl sonra bulunuyor, itirafçı haritalarının gösterdiği kimsesizler mezarlığında. O günlerin Çankaya’da ikamet eden Demirel hangi rektörle hangi yasağın muhabbetini yapıyordu? Kimin cep telefonu numarasını kaydediyordu telefonuna? Bir köy yolunda babasız kalmıştı beş yaşında bir çocuk.

“Bu ülkenin hangi sokağında topal karınca var, ben bilirim” efelenmesini dilinden düşürmeyen ve kartel medyasına malzeme olarak veren Demirel’e sorsak beş yaşında babasız kalmış, çocukların hesabını, “Binaenaleyh geçmişi kurcalamamak lazım” diyen bir Demirel mi çıkar?

Daha çok Ergenekoncu uğurlayacak, daha çok geçmiş olsun telefonları açacaktır Demirel. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

“İnceldiği yerden kopsun” diyerek ikiyüzaltmış küsur milletvekilli partisini parçalamış ve ülkeyi 12 Mart’lara, 12 Eylül’lere sürüklemiş bir Demirel, Ergenekonun hangi bağını koparmaya çalışıyor?

Eşref Bitlis Paşa’nın uçağı düştüğünde hemen ona koşmuştu gazeteler: Acaba haberi var mı idi? Kameralara “Bu bir kazadır” beyanatını verirken o, ilk yardım ekipleri/araştırmacılar dahi ulaşmamıştı olay yerine. Kazaları bir yol açacağı olarak mı kullanıyordu birileri? Çankaya yollarının açılması mesela. Tarihlere dönüp bir daha baksak, diyorum.

12. Ergenekon dalgasında gözaltına alınan Mehmet Haberal’ı uçağa bizzat bindirmiş Sayın Demirel. Kartel medyası romantizm katmış olaya. Haberal’ı bizzat ve şahsen Demirel uğurladı. Hebaral da dedi ki: “Ben de Zincirbozan’a uğurlamıştım.”

Dostlukların ve işbirliklerin vurgulanması gibi görünüyorsa da bu durum, ben inanmıyorum. “O gece geldiler, beni üçüncü sınıf bir vatandaşmışım gibi aldılar ve uçağa bindirdiler” açıklamasını Zincirbozan’ın başlangıç tarihi olarak devlet televizyonuna anlatırken Demirel, Haberal montajı yapılmamıştı.

Üçüncü sınıf vatandaş muamelesi hâlâ bugün dahi izaha muhtaçken, acaba Demirel Ergenekoncuları “Devlet” mi sanmıştı? Ya da öyle sanmak mı işine gelmişti?

Demirel açıklamalıdır bütün bunları ve faili meçhul kemiklerini. “Rutin dışına çıkmadan!”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*