El-Zeydi! Duyduk ki Bush’un başına ayakkabılarını fırlatmışsın. Sen ne demek istiyorsun? Düşene bir tekme mi vurmak istiyorsun?
Bush o ayakkabıları öpsün de başına koysun mu istedin?
El-Zeydi, sen bilmez misin bizim ülkemizde çağdaş gazeteciler var. Çağdaş işte; sen anla ne olduklarını. Onlar seni kınıyorlar. Zorlarına gitmiş Bush’larına/başlarına ayakkabı fırlatman.
“Sonuçta bir saldırı var!” diyorlar. Irak’ı işgal eden Bush saldırgan değil, hergün binlerce Iraklı öldüren/katleden Bush askerleri saldırgan değil, Bush’a ayakkabı atan el-Zeydi saldırgan. Çağdaş kafalı gazetecilik işte böyle bir şey bizim ülkemizde el-Zeydi!
“Bu saldırının sonu yok. Bu biçim giderek şekil değiştirebilir, başkalarına taş, kurşun atma gibi bir hale dönüşebilir.”
İşgalci Bush askerlerine taş atarak evlerini ve annelerini korumak isteyen Iraklı çocukların dahi büyük suç işlediklerini vurgularken bu ülkenin çağdaş gazetecileri, bilmiyor olamazlar; kurşun denilen ağır metalin Irak’ta yalnız Bush’un adamlarında olduğunu ve onların da istediklerinin veya istemediklerinin vücuduna monte ettiklerini, bilmiyor olamazlar!
Peki, neden zoruna/gücüne gidiyor çağdaş gazetecilerin, Bush’un kafasına doğru havada yol alan bir ayakkabı çifti görüntüsü? Kendileri itiraf ediyorlar ya el-Zeydi:Bosna savaşı sırasında cephedeki bir gazeteci kendisine kurşun sıkan bir Sırp’ı öldürmüştü.
Unutamadıkları olaya bakar mısınız!
Öldüğü iddia edilen Sırp’ın kanının mı peşindeler yoksa Bosna’nın özgür olmasına mı üzülüyorlar hâlâ?
İşte böyle ya el-Zeydi! Bizim çağdaş gazetecileri anlaman çok zor. Onlar da senin işgale karşı çıkmanı anlayamıyorlar.
Bakma sen bu ülkede ilk kurşun atan gazeteci Hasan Tahsin’in nutuklarına. Devir değişti gayri. İşgal altındaki bir ülkenin gazetecileri nasıl olmalıdır, ya da işgal devletinin başına karşı saygıda kusur etmeme dersleri vermek çağdaşlarımızın şiarıdır. Bunu sen de öyle bil el-Zeydi.
Ah el-Zeydi ah! Vah o çağdaş gazeteciler vah, deme sakın. Onların hangi şartlarda yetiştiklerini bir bilsen…
Onların üzerinde büyük emeği olan T.Özal’ı hatırlatayım sana: Bizim T. Özal, kafasında senin ayakkabı izini taşıyan Bush’un babasının evinde, bizzat onun montunu giydiğinde başlamıştı senin ülken Irak’ın işgali.
Bizim içimizdeki bu acı, çağdaşlarımızın da varlık sebebidir ya el-Zeydi. Bunu sen anlayabilir misin?
Baba Bush’un evinde onun montunu giyen T. Özal ve oğul Bush’a evinde ayakkabı altı ikram eden el-Zeydi…
Çağdaşlaşmasak da mı anlasak?
Çağdaşlaşsak da mı anlasak!
Bir yanıt bırakın