Kimsenin kıyafet dayatma hakkı yok

Bu ülkenin güzel kadınları nerede olurlarsa oradan bir güzellik fışkırıyor, diye tanımlayabiliriz, çarşaflı kadınlara rozet takan Baykal’lı resimleri. Ve gazetelere yansıyan Baykal cümleleri: “CHP olarak biz örtüyle mi kavgalıyız? Kadının başına örttüğü şey bizim hasmımız, düşmanımız mı?”

Yıllardır bu ülkenin örtülü kadınlarının “hak”larına savaş açmış CHP düşüncelilere/rozetlilere kendileri ile bir muhasebe/hesaplaşma yolu açıyor Sayın Baykal. Hem de kendisinin olumlu yerde durduğunu olumlu yerden baktığını vurgulayarak…

Fazlası olan kadınlardı, benim ülkemin örtünen kadınları. Binlerce kez “Allah, devletimize zeval vermesin” duasını etmiş/eden bu kadınların “Devletle, cumhuriyetle, laiklikle, Atatürk’le problemi yok.” Tesbitine bugün Baykal’ın gelmesi ve partisini de getirmeye çalışması, içimizdeki geç kalmışlık sızısına rağmen, bu ülkenin hangi insanını sevindirmez?

“Türban, yemeni, yazma kullananların tamamına yakını yöresel gelenek ve örf olarak, meşru davranış biçimi olarak bunu kabul etmiş. Onlar o hayatın bir gereği olarak örtünmüşler.”

Bu cümleler de Baykal’a ait. İtirazcı partililerini aydınlatmaya çalışıyor; gerçekliği ve doğruluğu vurgulayarak. Tatmin olurlar mı, yoksa olmazlar mı, CHP’nin tapusunu ceplerinde taşıdıklarını sanan yağmacılar? Kendi sorunlarıdır…

Kırk yıla yakın manifaturacılık yapan babamın dükkanında geçti çocukluğum. Şehrin pazarının olduğu gün köylerden gelen kadınlarımızın giydikleri ve örtüleri bir renk cümbüşüne boğardı, bulundukları yerleri ve alışveriş ettikleri dükkanları.

Başındaki yazmadan, bürgüden, tülbentten ve onların bağlanış biçiminden bilirdik kadınlarımızın hangi köyden olduğunu. Komşu iki dağ köylüsünün yahut komşu iki ova köylüsünün kadınları hiç karışmazlardı birbirlerine. Herkes kendi rengini, kendi kumaşını, kendi bağlamasını seçmişti. Ve hiç kimse karışmıyordu/karışmamıştı bu haklarına. Hatta 70’li yılların başında Kapalıçarşı’nın ara sokaklarındaki bir Ermeni yazmacısında bulmuştum, bizim köyün kadınlarının tercih ettiği “kağıt içi” yazmayı. Ki o köylüler, o yazmayı üreten usta ölene kadar kullandılar. Sonrası malûm…

Köylerinde ve kentlerde örtüleri ile yaşayan kadınlarımızın okuma ve öğrenme haklarına da dokunulmaması gerektiğini anlaması itirazcı CHP’lilerin, çok uzak günlerde değildir. Çünkü bu ülke kadınlarının yüzde 70’inin başını kapattığını gördüler/öğrendiler.

Siyasilerimizin “Hak”lar konusundaki bu canlılık gösterilerini isteyen ilişkilendirmesin varsın; Saadet Partisi’nin estirmeye başladığı rüzgarla… Gerçekler değişmez, görmezden gelinmekle.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*