Dişlilerin arasındaki İstanbul

Bugün aslında Beşiktaş-Konyaspor maçını yazmak istiyordum. Dolmabahçe Stadı’nın deniz tarafındaki kale arkası tribünlerinde niçin “Haydi Konya!” diye bağırmaya kendimi mecbur hissettiğimi yazacaktım. Atanmış federasyon memuru hakemi, Beşiktaş futbolcuları hakem gömleği giymiş “Çarşı” mensubu gibi görüyorken/anlıyorken, neden rakip oyuncular, mesela Konyaspor oyuncuları, “anamı kesen ben, babamı kesen ben…” efelenmesi ile dolaşan sahipli tetikçi olarak görüyordu/anlıyordu. Bunları ve bunları görmeyen anlı/şanlı futbol yazarlarının fışkırttıkları “Beşiktaş yine destan yazdı!” yağlamalarını yazmak istiyordum. Çünkü ben maç sonrası evlerinin yolunu tutan Beşiktaş taraftarlarının suskunluğuna ve durgunluğuna şahid olmuştum.

Bunları yazacaktım, ama olmadı!

Olan İstanbul’a oluyor. Biz de İstanbul’u yazalım dedik.

Gömleksiz ve fakat “Dişli” bir AKP mensubuna güya arkadaşları demişler ki: “Aklan da gel.”

İstanbul karalanıyor, İstanbul paralanıyor, İstanbul “ur”lanıyor! Gömleksizbaşının işlettiği çarkın “Dişli”leri aklansa ne olur, akıllansa ne olur?

Gazetemizin bugünkü (3 Eylül Çarşamba) nüshasındaki Mehmet Şevket Eygi ağabeyin yazısını herkese okutun, herkes okusun. Belki ağlarız da bu şehri ne hale getirdiğimize, rahmetli Üstad’ın dediği gibi sular yükselir, (belki) kurtulur gemi.

80 ihtilali sonrasında T. Özal’ın yeni iktidar olduğu yıllarda bir yerde karşılaştığım ve tanımadığım birinin anlattıklarını hatırladım. Eygi ağabeyin “İstanbul’a bir tek boğaz köprüsü yeterdi. Bu köprü yapılmadan önce şehrin aşırı ve anormal şekilde büyümemesi için tedbir alınması gerekirdi.” satırlarını okuyunca.

“İstanbul’a ilk köprü temeli atılmadan önce bizim patronu ziyarete geldi T. Özal. Yemek için odadan çıktıklarında, ben de temizlik için girmiştim. Masanın üstünde bir İstanbul haritası, ki bazı yerleri kırmızı yuvarlaklarla işaretlenmiş. Onlar dönmeden bir küçük yuvarlaktaki ada-pafta numaralarını kaydettim bir kağıda. Sonra bir emlakçı arkadaşla aldık orasını. Ben de böylece köşe oldum.”

T. Özal’ı sevmeme hakkımı ilk o gün, tanımadığım o adamın anlattıklarından sonra kullanmaya başladım. Daha önceleri okuduğum gazeteler de yazılan “Köprü yeri ve çevre yolları değiştirildi” haberinin ne mânâya geldiğini de anlamıştım.

Demirel’i kuyudan çıkarıp Çankaya’ya çıkaran, Mesut Yılmaz, Yaşar Okuyan ve birçok benzerini miras bırakanT. Özal’ın bu ülkeye yaptıklarını unutmamak için İstanbul’a bakınız ve okuyunuz “İstanbul’u mahveden rant belasını.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*