T. Özal öleli 15 yıl olmuş. Sevenleri mi desem, yoksa gününde gönenmişler mi, anma programları yapıyorlarmış tv kanallarında; T. Özal’ı anlatacaklarmış.
Anlatıyorlar da…
Onların anlattığı T. Özal’ı biz de tanıdık. Biz, yani bu ülkenin diğer insanları. Onların anlattığı T. Özal’ın iktidar olduğu yıllar bu ülkede biz de yaşadık. Hem de çok zor şartlarda yaşadık. Ki o günlerde, T. Özallı günlerde başlayan o zorluk, günümüzde daha da ağırlaşarak devam etmektedir. Bu durumu görmezden gelmek demek, kör olmak demektir.
Kör kimdi acaba? Şimdi badem gözlü olarak hatırlanan mı?
İkinci kere seçim kazandığında, bugün yayın hayatında olmayan bir gazete şöyle bir manşetle çıkmıştı:
“Turgut, Very good!”
Benim, bizim gazetede arkadaşlara teklifim daha gerçekçi bir başlıktı. Lakin sorumlu arkadaşlarım hayır demişlerdi, benim “kral çıplak” diye haykırmama. Teklifim şöyle idi:
“Turgut, körsün tut!”
Bu ülkede herkes biliyordu ki; kör tuttuğunu öperdi ve biz hep tutulan olmuştuk.
12 Mart muhtırasından önce Demirel’le çalışıyor; DPT müsteşarı. Muhtıradan hemen sonra İsveçre’deki bir toplantıya gitmek için bindiği uçaktan indiriliyor, kırmızı pasaportu elinden alınıyor, artık darbecilerin dediği olacak, denilerek…
Bu duruma çok üzülen T. Özal’ı, yakınlarının anlattığına göre bir Amerikalı sevindirmiş. Mc. Namara, hemen gel Dünya Bankası’nda çalış demiş.
24 Ocak kararlarına karşı bir ödül değilse bu, gelecekte görevlendirilecek bir siyasetçiyi alıp eğitme de mi olamaz? Oldu ama bu ülkede kim farketti, ne farketti.
Kendisini uçaktan indirenlere karşı hukuk içinde, demokrasi içinde ve Meclis içinde ne yaptı T. Özal?
Benim özellikle onu anlatanlardan istediğim bu sorunun cevabıdır?
Bu ülkede bir daha ihtilal olmasın, bir daha muhtıra verilmesin diye ne yaptı T. Özal? Meclis’te onca yıl iktidar oldu ve Çankaya’ya dahi çıktı!
Bugün hâlâ yaptığı fişlemeleri yayınlanan BÇG’lerin kurulacağı Demirelli günleri hazırlamış olmak hatası/suçu/günahı ona yetmez mi? Ki o Demirel’i ziyaret etmek istediği üniversitelerde, gençlik protesto ediyor, dinlemiyor!
T. Özal nasıl anlatılırsa anlatılsın, bir başkasının (Evren’in, Semranımın, Demirel’in) gölgesindeki ikinci adamdır.
Bir yanıt bırakın