Zamanlamayı iyi yaptığını sanan biri var. Konuş dediğinin evine kartel medyasının muhbirini/muhabirini gönderiyor ve unutturma, erteletme görevini yine başardığını düşünüyor; kaç kuş vurulduğunu kim hesap edecekse artık.
O biri kim mi?
Konuşanların söylediklerinde geçiyor adları. Nereye “mesaj” veriyorlarsa artık, adını söylüyorlar ve birlikteliklerini vurguluyorlar.
Son seçimler öncesinde onun konuş dediği biri çıkıp yıllarca ağzına lokma koyanları suçlamamış mı idi? Az daha taliban olacakmışmış hani.. İşte onu geçenlerde bir tv kanalında gördüm, demokrasi ve insan haklarını savunan birini “Sen beni Amerikan ajanı olmakla da suçlayacaksın” diyerek susturmaya çalışıyordu. Hakkındaki kanaatin öyle olduğundan habersizmiş gibi..
Geçenlerde aynı kaynağa göbekten bağlı birini geçmişe yönelik iftira nezirinde köportaj verdiğini görünce gazetelerde, zamanlamayı iyi yaptığını sanan birine döndürdüğü dolaptan haberimiz olduğunu bir kere daha hatırlattığımızı tarihe not düşelim dedik.
Unutturulmak istenen veya tartışılması ertelenen ne? İhtilal sonrası iktidara getirilen ANAP adlı parti ve onun Özal’ı. Bugünkü patronu ANAP’ın diyor ki: Hırsızlıkla ve yolsuzlukla adımız anılır oldu. Konuşan, röportaj veren de tam içinde. Yolsuzluğu engelledim, hırsızlık yaptırmadım demiyor.
Ya ne diyor: Kudüs mitingi vesaire, Hoca suçlu vesaire…
Bu ülkenin insanları bir gün şunu seslendirecekler yüksek sesle: ANAP bir hata idi, T. Özal bir hata idi. Hatalarımızda ısrar etmemiz de bir hata idi. Sanıyorlar ki bu noktaya gelinmeyecek. Az kaldı, hem de çok az…
Kudüs mitingine gelince. Gitsin ihtilalci paşa’ya sorsun. O çok anlattı, ama röportajcının kafası müsait değildi demekki…
İhtilalcimize bir uluslararası toplantıda diyorlar: Neden Kudüs meselesine sahip çıkmadınız?
İhtilalcimiz de göğsünü gere gere diyor ki: Konya’da şanlı bir miting yaptık ya. Daha ne istiyorsunuz.
Bir insanın ar damarı çatlamaya görsün, neler olur neler. Röportaj veren olur kartel medya muhbirlerine/muhabirlerine.
Bir yanıt bırakın