Irak işgal altında ve Iraklılar birbirlerini öldürmekte. İşgalciler hem sünnî, hem de şii görünüme bürünerek yapmış olabilirler mi bu katliamları? İşgalcilerin elbette provokatörleri çok, lakin yıllardır birlikte yaşayan Iraklı sünniler ve şiiler birbirini tanımaktan bu kadar mı uzaktılar?
Bir Iraklı şii şunu bilmez mi idi? Sünnilerin varsa bir güçleri, işgalcilere karşı kullanırlar. Türbe ve ibadethane bombalamazlar!
Ve sünniler, şiilerden emin olarak doldurmazlar mı idiler camilerini?
Ne oldu da işgalcilerin gölgesinde katleden oldular birbirlerini?
Anlamak zor, hem de çok zor!
Karşısındaki devletle işi olan dilekçe sahibini uyarıyor kayıt memuru:
– Ailenizde sakıncalı bir kimse var mı?
– Sakıncalı ne demek?
– Yani Danıştay’a karar çıkarttıracak biri.
– Anlamadım! Bizim Danıştay’la bir işimiz yok. Bu dilekçe de herkesin kullandığı yasal haklarımızla ilgili.
– Görünüş yasal olabilir ama, işin bir de MİT raporu kısmı var!
– MİT mi?
– Bak hemen rengin attı. Demek ki ailenizde olumsuz rapor verdirecek biri var.
– Kim o biri? Bir tek eşim var. Daha çocuğumuz doğmadı. Anam-babam dersen yıllar önce öldüler.
– Kızma arkadaş! Ben şimdiden sizi uyarıyorum. Sonra MİT’i, Danıştay’ı meşgul etme. Devletin de zamanı kıymetlidir.
– Dilekçe vermeyeyim mi? Yasal hakları mı kullanmayayım mı?
– Kullanmasına kullan ama, sonra sen zararlı çıkma. Ailenin cezasını sen çekme.
– Ne yapmamı önerirsiniz? Devletin çok önem verdiği kayıt memuru olarak yani…
– Ailenizi kontrol edin. Sakallı, başörtülü olanlar var mı? Evde nasıl dolaşıyorlar mesela?
– Teyzemin kızını geçen sene bir hemşehri düğününde görmüştüm. Başörtüsü vardı. Nerde oturduklarını bile bilmem. Benimle ne ilgisi var?
– Sizin teyzenizin kızı, sizi ilgilendirmeyecek de, beni mi ilgilendirecek?
– Ben ne yapabilirim?
– Orası size kalmış! Ama bu dediğiniz mutlaka MİT raporuna eklenmiştir. Yani sen dilekçe versen ne olacak, vermesen ne olacak?
İyi ki Irak, bize çok Irak!
Bir yanıt bırakın