– Alo! Yavrum Mesut nerelerdesin? Binaenaleyh senin numaranı çevirmekten kaç gündür işaret parmağımın ucu nasır bağladı. Arayıp, sormamana fevkalade üzülüyorum; telefonumu açmaman da fevkalade kederlendiriyor beni.
– Sen fevkalade, fevkalade yaşıyorsun The Şapgalı Baba. Ben çok meşgulüm yahu.
– Ne iş yapıyorsun yavrum Mesut? Binaenaleyh başbakanlık konutu mu boşaldı? Benim hâlâ Güniz Sokak’ta ikamet ettiğimi biliyorsun değil mi yavrum Mesut.
– Biliyorum the Şapgalı Baba biliyorum. Allah o sokak sakinlerine sabır versin. Ben çok meşgul adamım yahu.
– Ne iş yapıyorsun yavrum Mesut? Binaenaleyh seni başbakan yaptığım günleri mi arıyorsun? Doğrusu ben de fevkalade arıyorum.
– Nerede arıyorsun the Şapgalı Baba? Güniz Sokak’ta mı? Orada mı kaybetmiştin yahu.
– Benimle böyle konuşma yavrum Mesut! Binaenaleyh keser döner, sap döner.
– Herşey döner de sen dönemezsin the Şapgalı Baba. Yahut elin boş dönersin yahu. Helikopterle yeğeninin bankasını karaladın da ne oldu? Gaptırdılar mı?
– Beni boşver yavrum Mesut. Binaenaleyh senin meşguliyetin ne? Ondan haber ver.
– Günahımı çekiyorum the Şapgalı Baba.
– Ne gühanı yavrum Mesut? Binaenaleyh hazırladığım günahını çekecekler listesinde senin adın yoktu. İmam-Hatipleri kapatan fevkalade başbakan sen değil misin?
– Günah çekme işine sen karışamaz imişsin the Şapgalı baba.Yeğenin altına banka çekmeye benzemiyormuş yahu.
– Senden sonra sıra kimde yavrum Mesut? Binaenaleyh ben başka şey çeksem olmaz mı? Dizlerimin fevkalade dermanı yok yavrum Mesut.
– Maşallah çenen çok kuvvetli ama… Yedi bin çocuk harcanmasına gerekçe söylemekten hiç çekinmiyorsun the Şapgalı Baba.
– Sen bari beni yalnız bırakma yavrum Mesut? Binaenaleyh alo, alo, alo! Fevkalade kapatma telefonu. Alo! alo!
Bir yanıt bırakın