“Bre kadın” der Kanuni. “Hırsız evinden bu kadar eşyanı alana kadar uyanmadın mı?” Ne derin uykudur bu?”
Ülke sınırlarının üç kıtaya yayıldığı, Akdeniz ve Karadeniz’in birer iç denizimiz olduğu Kanuni devrinde İstanbul’da yaşanmış adli bir olay fıkralaştırılarak çok anlatılmıştır.
Evi soyulan yalnız kadının şikayetini devrin Padişahı Kanuni’ye ulaştırması ve aralarındaki diyaloğun günümüze yansıması, herkese bir kıyaslama imkanı vermez mi?
Kendisini derin uyumakla suçlayan Padişah’a kadının verdiği o cevap, halkın devletine bakışını ne güzel anlatır:
“Sizi uyanık biliyorduk, Padişahım!’
Geçti o günler, günümüze gelelim.
Evinde uyumadan dursa ne olacak, bu ülkenin mazlum insanları, uyumadan dursalar ne olacak?
Eli uyutucu spreyli hırsızlar, uyutu vermeyecekler mi? Bilimin, teknolojinin bu ülkede soyguncular, hortumcular lehine geliştiğini bilmeyen mi var? Uyanık olması gereken “devlet” haricinde tabii.
Hergün işyerlerimizin, evlerimizin kapısına dayanıyor, pazarlamacılar: “Güvenlik alarmı, güvenlik kamerası, güvenlik şusu, güvenlik busu pazarlıyoruz.”
Ee, ne olacak?
Evinizi, iş yerinizi hırsızlara karşı korumuş olacaksınız!
Okadar hırsızla devlet baş edemedi de, halka mı ihale etti güvenlik sağlanmasını?
Şu ihtimal, aklıma gelmiyor değil.
Güvenlik aleti, edevatı ithal eden ve bu işten büyük kazançlar sağlamayı uman şirketler mi kışkırtıyor/teşvik ediyor bunca olayı? Hiç yapmazlar ama…
Sadece devlet hapishanelerinden mi diplomalıdır hırsızlarımız? Eğitim açıklarını giderdikleri kurslar filan var mı?
Hırsız yakalamaktan daha önemli işlerle mi meşgul edildiği için görevlilerimiz, gazeteler yazmakta hergün, hırsızlık artıyor diye…
Yarın güvenlik alarmını kontrol eden, güvenlik kamerasını kontrol eden bir harcama sistemine mecbur olmayacağımızı kim iddia edebilir?
Manşetmiş gibi övünüyor şehrin idarecileri: “Her bir yanı kamerayla donatıyoruz. Herşeyi gözetleyeceğiz!”
Elinin körü!
Benim gözetilmeden yaşamak hakkım ne olacak? Ve neden güvenlik harcaması yapmaya zorlanıyorum?
Ve küçük bir espri:
Kamerası bol bir caddede yaşanmış bir aile faciası…
“Kırıta kırıta yürüme kadın! Artis mi olacaksın? Burada kamera var diye değiştiri verdin kendini! Al sana, al sana, al, al, al.”
Bir yanıt bırakın