Bu ülkenin iki insanı konuşuyorlardı; ben de onlardan öğrendim olayı.
“Demirel’lerin şirketlerine devlet el koymuş.”
Diyebilirsiniz ki: Kendi derdi ile uğraşmaktan bitap düşmüş bu millet, Demirel’lerin derdini konuşmaz.
Ya da şöyle düşünebilirsiniz: Bu ülke insanlarını dertlere gark etmiş, bizzat kendileri dert olmuş Demirel’lerin derdi mi olurmuş?
Olayı arkadaşından öğrenen insanımızın verdiği cevap doğrusu beni çok şaşırttı. Demek ki, insanlarımız yaşadıkları yılları çok iyi anlamışlar, yapılanın nasıl bir netice vereceğini kavramışlar ve çok iyi bir Demirel uzmanı olmuşlardı.
“O şirketlerin borçları ödenecek, Demirel’lerin uykularının kaçması önlenecek demektir bu.”
Şirketler kasaları para dolu olarak verilecek şeklinde anladığım için mi çok şaşırmıştım ben?
Sanıyorum bir şaşkınlık da Güniz Sokak’ta yaşanıyordu.
“Duydun mu Nazmiye’m, şirketimize devlet el koymuş. Binaenaleyh bu bir gasptır.”
Verdimse ben verdime alışmış bir Nazmiye Hanım’ın el koymayı anlaması biraz uzun sürebilir.
“Hani Zincirbozan’a gitmiştik ya…Binaenaleyh o zaman da başbakanlığımıza el konmuştu.”
Valizler toplansın, yola çıkılacak…
“Boşuna bekleme Nazmiye’m. Bizi kimse almaya gelmez. Binaenaleyh çağdaş Türkiye’yi kurdum da bir Cavit’i kurtaramadım. Murat dersen o da Cavit’in gömleğini giydi.”
Gazete manşetlerine istediği cümleyi yazdırmaya alışmış bir Demirel’in, karşısında demecini almaya gelmiş bir gazeteci eskisinin dahi olmaması ne kadar acı değil mi? Nazmiye Hanım camdan boşuna bakıyor.
“Dün dündür”dü ve bugüne uygun çok lâf vardı ağzımızda halbuki.
“Batmışsa benim ailemin bankası batmış, benim ailemin şirketi batmış. Binaenaleyh devlet batanı battığı yerden çıkarır. Aksini düşünmek fevkalâde yanlıştır, hatadır. Ülkenin fakirleri arasına Demirel ailesini katacaksınız da ne olacak?”
Neyse…
Yedi kere gelmiş bir Demirel’in, kardeşlerinin yedi şirketini kurtaramayacağını düşünmek sanırım yanlış olur.
Lâkin burada insanımızın merak edeceği bir husus var. Bilmemki cevabını kim verir?
Ezberlediği bir kaç rakamla TV kanallarına çıkıp ahkam kesici bir damatları vardı Demirel’lerin. Acaba o şimdi nerde ve bu durumu nasıl kesici’leştiriyor? Kurtarıcılığa soyunmuştu ya bir ara…
Bir yanıt bırakın