Gazeteler yazmışlar: Hukukçu şartı getiriliyor, Demirel’e başombudsmanlık yolu kapanıyor.
Bu ülkede her şey olan Demirel, bir de başombudsman olmak istiyormuş. Daha önce oldukları ile ülkeye ne kazandırmışsa… Ülkenin ne kazandığı önemli değil, dedi birisi. Önemli olan Demirel’in olmak istemesi veya istememesi. Eğer Demirel olmak istiyorsa, en başombudsman dahi olur. İhtilal yaptılar, partisini kapattılar, yasak koydular ama ne oldu? Adamlarından adı Turgut olanı gönderdi, kapalı olan bütün yolları açtırttı kendisine. Hatta ihtilal öncesinde hiç hayalinde olmayan Çankaya’ya dahi çıktı.Bir tek eski partisine ve arkadaşlarına sahip çıkmadı. Artık kendisine bir fayda sağlamayacaklarını biliyordu.
Bu ülke insanlarının ömürleri Demirel’in gölgesi altında geçer de Demirel uzmanı olmaz mı insanlar? Hem de bilge seviyesinde oluyorlar. Gelecek nesilleri Demirel’in ombudsmanlık tehlikesinden nasıl koruyacağız, bilemem.
Merak etme, dedi bir başkası. Bu millet büyük millettir. Demirel başbakan iken de, Çankaya da iken de varlığını sürdürdü; ombudsmanlığından mı korkacaklar? Hem şimdi yanında ne İnönü olacak, ne de oğlum dediği Turgut’un Mesut’u. Yani dayanmak daha kolaylaşacak.
Ama mecbur muyuz Demirel’e? Hatamız ne, suçumuz ne, günahımız ne? Dayanma gücümüzü ikide bir Demirel’le test ettirmek kaderimiz mi?
Tamam, en başta biz de yaptık bir hata. Herkes göğsünü gere gere Müslümanım diyebilmelidir dediğinde seçim meydanlarında, inandık ve ona verdik oyumuzu. Bir kere kandırıldı isek, cezamız Demirel’in hayatı boyunca mı sürecek?
O gün öyle dedi, peki bugün ne diyor? İnsan ombudsmanının ne dediğini merak etmez mi? Ne demiş? Müslümanım dediği için ceza alan mı var, demiş.
Vay, vay, vay! Hayaline bir bakın! Müslüanım dediği için ceza alınacağı günlerin geleceğini söylüyor; şimdilik böyle bir şey yok ama diyor…
Bir yanıt bırakın