– Vay the Şapkalı Baba vay! Şapkan başında, durmuşsun Güniz Sokak’ın başında, konuşuyorsun yahu.
– Mikrofon uzatırlarsa konuşurum, dinleyen olursa konuşurum, binaenaleyh ben konuştukça dindar olurum.
– Olmadığın bir o mu kalmıştı the şapkalı baba? Dindar olduğun için mi Arabistan dedin yahu?
– Cuntacılardan korkarım yavrum Mesut! Binaenaleyh şapkanı al git dediler, gittim. Şimdi de dindar olduğumu söylüyorlar.
– Onların ne dediği önemli değil the Şapkalı Baba. Sen ne diyorsun yahu?
– Gitsinler, dedim yavrum Mesut! Binaenaleyh mahkeme kararı var.
– Kimin ne yapacağı sana ne the Şapkalı Baba? Sen yasaların eksiğini mi tamamlıyorsun, yoksa bir kısım insanları tehdit mi ediyorsun yahu?
– Hakim karşısına gidip gelmekten bir şeyler öğrenmişsin yavrum Mesut! Binaenaleyh yasa filan diyorsun. Yasak yasak derken, yasa demen fevkalade iyi olmuş.
– Ben demokrasiye inanırım the Şapkalı Baba. Ne diyeceğine, nereye gideceğime kendim karar veririm yahu.
– Yıldızları saydığın günleri ne çabuk unuttun yavrum Mesut. Binaenaleyh tankları gören sen değil mi idin?
– Uzun havaların yol göstereni de sendin the Şapkalı Baba. Hem ben bedel ödüyorum yahu.
– Ben de ödeyeyim diyorum yavrum Mesut. Binaenaleyh Çankaya’da ödesem olmaz mı? Fevkalade özledim oraları.
– Ne kadar kişi Arabistan’a giderse sana yol açılacak the Şapkalı Baba? Orada otururken ne yaptın da şimdi çıksan ne yapacaksın? Eski duvakla yeni gelin hesabı yahu!
– Karıştırmadan oturmak hoşuma gitmiyor yavrum Mesut. Binaenaleyh seni de yanıma alırım. Cuntacılar fevkalade azaldı diyorlar…
– Şapkan düştü, kelin göründü the Şapkalı Baba!
Bir yanıt bırakın