Bu ülkenin genç siyasetçilerinden Süleyman Soylu’nun geçtiğimiz günlerde şöyle bir şeyler dediğini hatırlıyorum:
“SHP ile koalisyon yapmamız hata idi. Kırılma oradan baladı. Toparlanmamız çok zor!”
Artık bir kasaba belediye başkanlığı dahi kazanamayacağı anlaşılan DYP adlı partinin apoletlerinin değiştirilmesiyle Demokrat Parti adını alması ve Süleyman Soylu’nun genel başkan olması, elbette bu ülkede hiç kimsenin dikkatini çekmeyecektir.
Çünkü onlar kırılmış, dökülmüş ve sağa sola saçılmış durumdalar. (Sayın Demirel’in hâlâ bu kırıkları ezen konuşmaları da işin cabasıdır.)
Demirel’in ödüç oylarla kuyudan çıktığı günleri hatırlayın.Yarım kalan bir öç alma işini tamamlamak için acelesi varmışcasına bir hareketle gitti, oğul İnönü’nün başında olduğu SHP ile ortaklı yönetim kurdu. Üstelik seçim meydanlarında bir kere dahi SHP ile ortak olacağını söylememişken, ima etmemişken..
Bu ortaklık yönetimin en acıklı yanı şu idi:12 Mart Muhtırası ile dışardan bakan yapılmış ve girdiği seçimlerde kazanma başarısı gösterememiş bir Türkan Akyol’u bakan yapması idi Sayın Demirel’in. 12 Mart’ta haksızlığa uğradığını her fırsatta dile getiren Demirel’in, bir 12 Mart bakanını, üstelik seçilmemişken, bakan olarak yanına alması..
Süleyman Soylu’nun kırılma dediği günler, işte o günlerdi. Bunu bugün Süleyman Soylu’nun anlaması ve seslendirmesi neyi değiştirecek?
O günlerde, Sayın Demirel SHPile Türkan Akyol’lu bir hükümet kurduğunda ve partisi DYP’den hiç muhalif ses çıkmadığında, sadece bizim gazetemizin köşelerinde dile getirildi Süleyman Soylu’nun bugün içinde hissettiği acı. Yaşı müsait değil mi idi Süleyman Soylu’nun o günlerde itiraz etmeye, bilemem ama, bildiğim eski AP kadrolarından yaşayanların muhalefet özürlü olmaları bugün benim ülkemi kırılmış/dökülmüş partilerle doldurdu.
Muhalefet özürlü deyince insanın aklına hep gaz verilen İlhan Kesici gelmez mi? Demirel’le ben hiç siyaset konuşmam, diyen millî damadımız bugün nerelerde? Kırılmalar nereye savurdu onu?
Yoksa diyorum, Sayın İlhan Kesici yardımına koştuğu Baykal’la da siyaset konuşmuyor mu? Susma abidesi mi sanıyor kendini?
İyi ama Deniz Baykal hiç susmuyor. Ona konuşma şevkini veren kim? Sayın Kesici olmamalı. Çünkü o Demirel ailesine sonradan katıldığı için kırma, dökme, sağa sola gönderme gibi duyguların esiri değildir sanıyoruz.
Bir yanıt bırakın